29 Aralık 2012

Dirsek yamalı üstler


Bu dirseği yamalı ceketler eskiden çok vardı. Hepimizin babasının amcasının dirseği güderiden yamalı bir twit ceketi vardır herhalde. Şimdilerde yeniden görmeye başladık mağazalarda ve sokakta. Sadece erkek giyiminde değil bayan kıyafetlerinde de artık çokça var. Özellikle tuniklerde, kazaklarda çok görüyorum. Tuhaf bir eleganlık katıyor kıyafete. Hoşuma gitti ve paylaşmak istedim..


Aslında bu moda akımının en çok hoşuma giden yanı şudur ki bir kere bunu herhangi bir kazağına ya da bluzüne kendi kendine evde yapabilirsin. Parça kumaşın ne olacağı sana kalmış. Zira her tür yama gördüm; deri olabilir, renkli artık kumaşlar olabilir, boncuk vs olabilir, payetli kumaş parçasından bile yapılabilir. O yüzden hem kumaş konusunda seçim özgürlüğünün olması hem de eski artık kumaşları değerlendirebilecek olmak süper...


Zaten bu yamanın illa yuvarlak olması da gerekmiyor. Bakınız farklı şekillerde yapanlar var. Hayvan desenleri var, tipik kalp-yıldız şekilleri var. Artık kişi evladının yaratıcılığına kalmış. Dümdüz sıradan bir kazağı tek hamle ile şenlendirmek için süper bir yöntem. Yakın zamanda ben de bir tane kazağımı bu şekilde mutlu etmeyi düşünüyorum. siz de deneyin...



Bu çalışmayı özellikle çok beğendim. başarılı...



Not:  Resimlerin altındaki linke tıklarsanız nasıl yapıldığının da tarifini de görebilirsiniz.

26 Aralık 2012

Çam ağacı yerine yıbaşı çiçeği...


Yılbaşını dışarda kutlamayı pek beceremeyenler tipler olarak genelde evde takılıyoruz. Yani ya bizim evde ya da arkadaşların evinde "home parti" genelde kutlama stilimiz. Çam ağacı çılgınlığını pek eğlenceli bulmuyorum ama şu yılbaşı çiçeği denilen zımbırtıyı pek severim, her sene alır solana ölene kadar da vazoda misafir etmeye bayılırım. Böyle dikenli filan ama kırmızı tanecikleri ile minik yeşil yaprakların biraradalığı çok hoşuma gidiyor.


Şimdi bu çiçek neyin nesi acaba diye biraz araştırdım, çok acayip şeyler öğrendim, biraz moralim bozuldu. İnanmadım, kalktım kontrol ettim ama hakikatmış :D o kırmızı tanecikler kendi çiçeği değilmiş  iple bağlamışlar meğer.  Gerçekten de çok sıkı bir şekilde iple bağlanmış. Üstelik ipi de kırmızı, akıllılar gizlemeyi de iyi becermişler. Tuhaf bir şey daha var, bu çiçeği bir sene saklarsan ev sahibi oluyormuşsun. Garip garip hikayeler var hakkında zavallının. Yılbaşı çiçeği diye başımızın üstüne koyduk ama pek yaman çıktı :)

Neyse bu hikayeleri ben fazla uzatmayım, zira çok güzel yazanlar var bloglarda. Merak eden bu bloga  ya da bu bloga bakabilir. 

23 Aralık 2012

ev terliği meselesi


Şimdi bu evde giydiğimiz terlikler ciddi mesele efenim. Yeni çıkan ev botları tarzındaki zımbırtıları pratik bulmuyorsanız mecbur bildiğimiz terliklerden giymek durumundasınız. Ben şahsen kendim terliksiz töbe yere basmayan tiplerdenim. Bazı insanlar da evde çıplak ayakla dolaşmaya bayılırlar, ben yazın bile çorapsız gezemem öyle de psikopatım.


Hal böyle olunca terlik meselesi benim için büyük problem. Zira normal standart sentetikten yapılan allı güllü terlikler koku yapıyor ve yıkandığında da herhangi bir değişiklik olmuyor. O yüzden bir kere aldığım terliğin pamuk olması lazım. Misal havlu benzeri malzemeden yapılanlar başarılı. Bu sorunu halledince bir mesele daha var o da ses. Özellikle parke evlerde (parke olmayan ev de kalmadı artık yani) terliğin tabanını nasıl bir malzemeden yapıyorlarsa artık bam bam bam ses çıkarıyor. Senin nerde yürüdüğünü evin halkı bilmek zorunda mı canım allah allah. O yüzden tabanı da kumaş malzemeden olan bir terlik bulmak gerek. Piyasada bu şartları sağlayan model bulmak zor. Hep dandik dundik şeyler satıyorlar.



Ve ben de sonunda tam kendime göre bir terlik buldum. Hemi de pek sevimli ablaları...Tabanı da yumuşak malzemeden hatta kanmamışlar bir de ön ve arkasına keçe yapıştırmışlar. Gram ses çıkarmıyor, evdeki uykucu bu duruma çok sevindi. Hatta terliği görünce almam için yalvardı bile diyebilirim :) Ama çok tatlılar öyle değil mi???




22 Aralık 2012

Renkli duvarlara ne dersiniz?


TRT HD'de "Sıradışı Mekanlar" adında farklı evleri ve evlerin iç dizaynını tanıtan bir tasarım programı var. Rastgeldikçe izlemeyi sevdiğim bir programdır. Yabancı bir yapım, genellikle Fransa'daki evleri gösteriyorlar bazı durumlarda da evlerin iç tasarımı ve dekorasyonunun nasıl değiştirildiğinin hikayesini anlatıyorlar. Bu programda dikkatimi çeken, aslında daha önceden de bilinen, çok da yeni sayılmayacak bir uygulama var; bir veya birkaç duvarın veya duvar parçalarının farklı renklerde boyanması!
Genellikle salon ve yatakodası için yapılan bir tasarım fikri bu. Ben de merak edip resimlerden biraz ilham alayım dedim, zira baharda badana işine girişme planımız var. Yatakodasında yatak başının arakasındaki duvarı ve salonda televizyon arkasındaki duvarı farklı bir renkte boyamayı düşünüyorum. Henüz renklerine karar veremedim tabi...




Bu iş için gördüğüm kadarıyla, efendime söyleyim "kereviz sarısı", "mine mavisi" "su pembesi" vıd vıd vıd falan gibi öyle boya markalarının kendine göre uydurduğu anlamsız renkleri kullanmıyorlar. Bildiğin siyahı, koyu bordoyu basıyorlar tüm duvara. Biraz cesaret işi aslında. Biz Türk geleneklerine göre mümkünse beyaz ve onun kırık tonlarını kullanarak zaten küçük olan evlerimiz iyice küçük kalmasın diye korkak davranıyoruz. Artık evler, mekanlar oldukça genişledi, küçük evler biraz geçmişte kaldı aslında. O yüzden karanlık kalacak derdini bir kenara fırlatıp, ciddi anlamda mekana derinlik ve modernite katan koyu koyu renklere doğru bir yönelim var.



Bu işi aslında duvar kağıdı ya da duvar stikerleri ile ya da bildiğin geometrik desenleri işleyerek yapmak da mümkün. Gerçekten doğru bir uygulama ve mekandaki diğer objelerin doğru seçilmesiyle oldukça modern ve havalı bir şeyler ortaya koymak mümkün. Eğer iç mimara verecek paranız yoksa, fırçayı alıp kendi istediğiniz şekilde ve kendi ellerinizle yapmanın tadı da bir başka olsa gerek. Hadi bakalım bahar gelsin de kolları bir sıvayalım, tulumları giyelim diyorum...




17 Aralık 2012

Küçük ve orta boy yeniyıl dileklerim...


Oturdum düşündüm taşındım ve yeniyıldan beklediklerimin listesini çıkardım. Büyük sayılabilecek bir tek dileğim var onun da 2013'ün Şubat-Mart aylarında olacağına inanıyorum, daha önce olursa da tabi ki ne mutlu bana. Onu paylaşamıycığım efenim, fakat küçük ve orta boy dileklerim ise bunlar;
 
  •  Şemsiyemi yanıma almadığım hiçbir gün yağmur yağmasın, ertesi gün yağsın
  • Tuvalete girdiğimde tuvalet kağıdı asla taze bitmiş olmasın
  • Tişörtümü çıkarırken hiçbir zaman fanilam da onunla birlikte sıyrılmasın
  • Ocağın altını kapatıp kapatmadığımı hiç unutmayım
  • Gün içinde oraya buraya takılmak suretiyle çorabım filan kaçmasın
  • Online alışveriş sitelerinde dolanırken beğendiğim ürün başkasının sepetinde olmasın
  • Marketten 2 adet satın aldığım çikolataların biri yensin, diğeri ben yiyene kadar hep dolapta kalsın
  • Yemek yerken kaşıktan tabağa geri düşen lokmalar, yemeğin suyunu üstüme başıma sıçratıp da tüm gün beni lekeli üstbaşla gezmek zorunda bırakmasın (Allahım inşallah amin, en çok buna uyuzum...)
  • Her sabah evden çıkarken anahtarımı almayı unutmayım, hiçbir akşam dönüşte kapıda kalmayım
  • Yeni aldığım hiçbir ayakkabının arkası ayağıma vurmasın, ama hepsi de yanlardan açsın
  • Bulaşık makinesini ağzına kadar doldurmuş olsam da son kalan tencereye hep birazcık yer olsun
  • Kimse doğumgünümü unutmasın herkeşler bana hediye alsın
  • İş yerinde aniden toplantı yapılmasın, toplantı tarihinden en az üç gün önce haberim olsun (off bunu da çılgınlar gibi istiyorum)
  • Birini telefonla aradığımda meşgul ya da ulaşılamıyor olmasın, çağrılarım cevapsız kalmasın
  • Kuaföre uçlarından azıcık kes dediğimde gerçekten de azıcık kessin, yoluk tavuk gibi yapıp bırakmasın kafamı
  • Yeni sezon kıyafetler hemen 1 hafta içinde indirime girsin, sonraki hafta tekrar indirim yapılsın hatta 1 alana 1 bedava olsun
  • Cüzdanımda hep bozuk param olsun, kimseden para bozdurmak zorunda kalmayım
  • Sinemadayken elektrikler gitmesin, duştayken de gaz bitmesin
  • Sadece bakmak için bir mağazaya girdiğimde satıcı kızlar dibimde bitip nasıl yardımcı olcaklarını sormasın, bir şey almak için girdiğimde ise tekmili birden başıma toplansın
  • Kapıya diş fırçası, mendil, dergi vs gibi şeyleri satan insanlar gelmesin, ayrıca tam giyinirken de kapı çalmasın
  • Komşular tatlı, börek filan getirsinler ama tabaklarını dolu istemesinler, hatta sırf bu yüzden plastik tabaklarla komşuculuk oynansın
  • Mesaj yazarken birkaç kelimeyi birden silmek istediğimde, tuş takılıp hop hop hoop diye tüm mesajı komple silmesin, o kadar cümleyi tekrar bir araya toplamak zorunda kalmayım
  • Bütün okudğum kitaplar beni sarsın, hiçbirini yarım bırakmayım... :):):)

Sizin de eklemek istedikleriniz varsa çekinmeyin valla.... :)
herkese mutlu yıllar....

     

11 Aralık 2012

Ömrünüzün kokusunu bulamayanlardan mısınız?

siz de benim gibi "işte bu benim kokum" diyeceğiniz ve bir ömür sıkılmadan kullanacağınız parfümü bulamayanlardan mısınız? Bugüne kadar çok beğendiklerim oldu, uzun süre kullandıklarım da oldu, idare eder diyip isteksiz isteksiz kullandıklarım da oldu, elimi bile sürmediklerim oldu... oldu da oldu... ama daha bu benim diyebileceğim bir koku bulamadım, üstelik kaç yaşına geldim. Hep kullandıkları parfüm ile özdeşleşen, aynı kokuyu alakasız bir yerde kokladığında aklına direk o kişi gelen tiplere hep özenmişimdir. Lakin, ben hiç öyle olamadım. Ama usanmadım aramaya devam...

Parfüm severim ama duş jeli takıntım yoktur. Sürekli duş alan psikomanyak bir tip olduğumdan sebep, duş jeli için harcayacağım paraya biraz acıyorum. Ayrıca kurutmayan sabun yoktur, boşuna yalanlara inanmayın. Her gün duş alınca patır patır kuruyor işte... Hal böyle olunca, duş jeli konusunda cimrilik yüzünden dev boyutları ve uygun fiyatları tercih ediyorum. Avon'un dev boy şişeleri var, indirimde 5 bilemedin 6 liraya alınıyor. Sanırım bugüne kadar hepsinden en az iki kez edinmişimdir. Fakat geçen gün bir tanesi elime geçti, bi baktım kokusu nefis....

İçeriğine baktım; "violet, vanilla & musk " diyor. İnternetten araştırdım, bu notaları içeren bir parfüm var mı? Marc Jacobs'ın Daisy isimli parfümü çok geçiyor. Bir hevesle aynı gün Daisy'yi koklamaya gittim, yorumlara göre kalıcı olmayan üstelik edp'si de olmayan ama herkesin çok beğendiği bir parfümmüş. Bir de burnumla göreyim dedim ama sonuç hüsran.




Tamam güzel koku ama kalıcı değil ve buram buram çiçek. Hani vanilla, hani musk? yok. kuyruğumu sıkıştırıp döndüm. Sonra bir düşündüm, bugüne kadar neleri sevdim nelere el sürmedim, bir düşündüm ve arşiv kurcalamaya karar verdim.

Çok süper dediklerim;









Merak edip de kullanamadıklarım;


Bunun çakması elime geçti, güzeldi ama çakmaydı, kullanamadım


Bunu bir arkadaşım kullanıyordu ve onda çok güzel kokuyordu, pek özendim

Bunu da bir arkadaş önerdi, ama almadım
Nasıl halletsem bu işi bilemedim. Aslında aşağı yukarı benzer kokular hepsi, yani tarz belli ama. Bana bir şeyler önerseniz ya dostlar?

Edit : Merak ettiğiniz parfümlerin içeriği ya da aradığınız herhangi bir kokuyu içeren parfümlerin hangileri olduğu gibi konularda anlaşılır ve doğru bilgi veren bir site var, merak edenler parfüm ansiklopedisi olarak bakabilir... www.fragrantica.com 

3 Aralık 2012

trend; zımbalı botlar


Zımbanın çivinin ne kadar ne kadar moda olduğunu cümle alem biliyor zaten. şimdi burada maskülen- military modasal akımlardan tekrar bahsetmeye gerek yok.
Esasen bu zımba işini hatta çivi işini ben pek beğenmiyorum. Yani zımba bir nebze de çivi çok rahatsız ediyor beni. Hele o sarı sarı sivri sivri benim hoşuma gitmiyor bilmiyorum. Lakin, son dönemde bu düz tabanlı ya da az topuklu, bilek hizasında biten, rahat duruşlu botlar (zımbalılar tabi) hoşuma gitmeye başladı. Çokça da gördüm insanlar giyiyor, özellikle gençlerde çok.
Taytla ya da skinny pantolonlarla veyahut da opak çorap ve etekle gayet de cool duruyor. Daha kış tam olarak gelmeden  bir sürü bot aldığım için sanırım bunlardan edinemeyeceğim, belki size ilham olur artık napalım? resimlerine bakalım bari...



(görsel)

 (görsel)

Bu alttaki de Louboutin'miş efendim...kendisine saygılar hürmetler...

(görsel)

Hakikaten de markayım, kaliteyim diye bağırıyor vallahi...

 

29 Kasım 2012

Marjinallikte top yapan Londralı Misterler


Erkek giyimi ile ilgili de post yapmamı isteyenlere ithafen;

www.stylescout.blogspot.com isimli blog sık sık göz attığım bir sitedir. Şehir şehir sokak modasını gösteren güzel fotoğraflar vardır. Yalnız bu sokak modası işinde bir nokta kafama takıldı; dibine vurulmuş marjinallik! 

Hadi kızlar neyse de bu marjinal giyim tarzı erkeklerde hiç olmamış. Şimdi bu fotolara bakın siz de bana hak vereceksiniz. Ne giymiş bunlar, cağnım renkleri nasıl bu şekilde bir araya getirmiş, ne etmiş neylemişler diye düşünüyor insan. Hayır marjinal olursun da onun da bir ayarı ve bir stili vardır diyorum. Ben bu Londralı misterleri hiç sevmedim, atletten tişörtten bile soğudum bunlara bakınca....

Şimdi bu üst resimdeki man in black mister abi... sanki nişanlanmış da gelin kızımız bekar evindeki karanlık timsali siyah perdeleri beğenmemiş, isterim de yenisini isterim diye tutturmuş, abi de almış kara kara perdeleri vücuduna dolamış, bari boşa gitmesin terziye de para verilmez şimdi demiş gibi. Allahtan tek renk giyinmiş de ucundan az bir şey karizma yaratabilmiş. Elinde de clutch çanta var...neyse ki deri ceketi bir şeye benziyor, kafasına taktığı berenin o haline ise diyecek laf bulamıyorum, kafasına dar mı gelmiş ne olmuşsa artık...


Bu resimdeki mister ise bir başka alem. Üstüne geçirdiği garip desenli uzun kollu, acayip yakalı tişört çakma uzay kostümüne benziyor. Pantolonun üstüne şort giymiş sanki, turuncu çorapları ise en güzel kombin ögesi herhalde. Yeterince dikkat çekmek için turuncu iyi bir renk dermiş gibi bakıyor. 80lerden kalma turuncu saçları ile çorapları galaksiden gelen bir uyum yakalamış. Gözlüklerinin altındaki bayık  bakışlarını ise gözümde canlandırabiliyorum.

 

Bu misterin dış görnüşündeki tek güzel şey sanırım taba ayakkabıları. Üstündeki başındaki hiçbir şeye anlam veremedim. Üç renkli batik bir gömlek, anlamsız desenleri olan bir pantolon. Ne yapmaya çalışıyorlar, gözlerimizden kusmamızı mı istiyorlar vallahi hiç bilmiyorum. Bunları beğenen var mıdır ki?


Sarı pantolonlu mister, bence yakın zamanda uzakdoğu seyahatine çıkmış, Malezya, Endonezya, Singapur Allah ne verdiyse bir güzel arşınlamış,. Sokak aralarında yöresel hediyelikler satan teyzelerin hiçbirini kıramamış herhalde, almış bütün zımbırtıları tek celsede üstüne başına asmış gibi duruyor. Bir de bu İngiliz erkeklerindeki bu ezik bakışlar ne böyle yahu? Benim bildiğim en güzel bakışlı erkek Hugh Grant. Yıkıldı bütün hayranlığım bitti gitti....


Neyse ki bu hint asıllı mister biraz güzel bakış atabilmiş o sürmeli sürmeli gözleri ile. Yalnız üstü ile altını bir türlü bağdaştıramadım. Tam bir doğu batı sentezi kendisi. Alt taraf kısa pantolon ve kösele ayakkabılarla Batılı, üst taraf kültürel desenler ve başındaki sarık misali etnik başlık ile oldukça Doğulu. Yukarıdan bakmaya başlayıp aşağıya doğru indikçe gözler, paralel evrenden marjinaliliğin dünyasına geçiyoruz sanırım...


Bu misteroğlan da hindu abinin yaptığının tam tersini yapmış. Üst taraf modern alt taraf yöresel dalgalarla savrulmakta. Hele o mistik örme ayakkabılara bittim. Tamam dünya kültürü vurgulu bir tarz yaratmak eyvallah da bu zorlama sentez neden onu anlayamadık...Üst taraf ekose gömlek, ben öğrenciyim diye bağıran gözlükler. Altta ise kızlar şalvar seviyor zaten, böyle arabic kıyafetlere hasta oluyorlar der gibi...



Bu misterin de çizmelere kadar herşeyi mükemmel. Ama o çizmeler beni bitirdi. Hadi modelini de beğendim desem en fazla motosiklete binersin be abim ata binmeyeceksin ya niye paçaları içine soktun ki?
Vallaha çenem ay pardon parmaklarım yoruldu, gözlerim mahvoldu hatta moralim bile bozuldu. Ah hugh ah nerde o eski İngiliz misterler....
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...