29 Ekim 2012

sürmeli gözler....


Tatil için gittiğim bir yerde sokakta teyzeler kurmuş oldukları tezgahlarda kendi yaptıklarını söyledikleri sürmeleri satıyorlardı. Tezgahlara yanaşan turist hanımların hemen oracıkta gözlerine sürmeyi sürüp sonra orta boy bir ayna tutup beğenmesini sağlayarak reklam kısmının hemen akabinde de satışı gerçekleştiriyorlardı. Daha önce sürme deneyimi olmamış biri olarak ben de ister istemez yanaştım. Gerçekten de hoş duruyor ve garip bir şekilde fena halde kalıcı akmayan kokmayan bir maddeden yapılmış.


Efenim ben de merak edip, bir araştırayım dedim, zira sürme kavramı benim kafamda hacıdan getirilen arabik bir makyaj malzemesi olarak yer etmişti. Simdi bu sürme meselesi milattan bilmem kaç bin yıl öncelere dayanıyormuş. Bir rivayete göre eski Mısırda güneş ışınlarından korunmak amacıyla herkesin gözlerine tatbik ettiği bir şeymiş. Sadece Mısırda değil tüm Asyada, Hindistan, İran, Anadolu hatta Afrikada bile kullanılan bir şey. Dahası İslamda da yeri var. Tahmin ettiğimden daha köklü bir tarihi varmış meğer.


Kükürt, çinko vb çeşitli kimyasalları barındıran ismit ya da ismid taşı adlı bir malzemeden yapılanı (kozmetik ürünü değil) tavsiye ediliyor. Bu taşın tozu zeytinyağı ya da bademyağı gibi maddelerle karıştırılarak yapılıyormuş. Hatta evde kendisi yapan insanlar da var ki internet satış sitelerinde  taşın satışı da söz konusu.


Benim satın aldığım ve satan kadının kendisinin ürettiğini iddia ettiği yukarıdaki resimde görülen bu sürme. Hafif nemli bir toz halinde çok koyu siyah bir madde. Yanında aynı zamanda kapağı da olan çubukla kullanılıyor. Bu çubuğu da ayda bir kez zeytinyağına batırarak yumuşatmamı tavsiye ettiler. Toz halinde olduğu için çok fazla dökülüyor o yüzden fazlasından kurtulduktan sonra sürme işlemini yapmak mantıklı. Zira ilk denememde on gündür yıkanmamış kömür madeni işçisi gibi oldum. 



Gelelim nasıl sürülmesi gerektiğine. Gözleri büyük yahut orta büyüklükte olan birinin iç kısmına sürmesi daha mantıklı. Yukarıdaki resimde görüldüğü gibi sürmenin çubuğunu iki göz kapağının arasına yerleştirip dışarı doğru çekmek suretiyle gözlerin iç kısımları sürmelendiriliyor. Doğal malzemeden yapılan sürmelerin göze faydalı olduğunu da okudum ama bana pek inandırıcı gelmedi. 
Eğer gözler küçükse göz kapaklarının hemen dışına sürmek gerek çünkü içine sürmek gözleri küçük gösteriyor. Fakat dışa sürmek içe sürmek kadar kolay olmuyor, çok dökülüyor. Tabi bu toz şeklinde olanlar için böyle (gerçek sürme toz olmalı) bunun ruj katılığında olanları da var, onlar bildiğimiz eyeliner gibi sürmesi kolay olanlar. son not olarak erkekler de sıkça kullanıyor, hatta erkek eyelinerı bile üretilmiş...gözlerine güvenen sürsün zaten değil mi?



20 Ekim 2012

şişme yelek nasıl giyilir

 
Efendim....bu sonbahar günlerinde, hava sıcak mı soğuk mu bilemezken, gündüz alev alev yanarken akşamları sepserin donarken, kalın montlar sıcak ince ceketler soğuk gelirken, ne giyelim ne giyelim diye düşündüm kafa yordum ve sonunda uzun zamandan beri istediğim bu şişme yeleklerden edinmeye karar verdim.
 
 
Bazı kabanların kollarını sökmek suretiyle bu şekil yeleklere dçnüştüğünü biliyoruz. Onun haricinde daha kaliteli olanları spor/doğa sporları ürünleri satan yerlerde de var. Ayrıca trendlerin de bir parçası canım.
 
 
 (görsel)

Aslında her şeyle giyilebilir. Jean pantolonla ya da baharlık keten pantolonlarla hoş olur. Görsellerden anladığımız kadarıyla elbise ya da şortla bile giyilmiş. Uzun kollu sweat tişörtlerle (kapüşonu arkadan görünecek şekilde) ya da uzun kollu düz renk penyelerle olur (kısa kollu biraz ironik kaçar diyorum). Haftasonları yürüyüşe giderken mesela bu tarz kolsuz montlardan giymek güzel ve mevsime uygun olmaz mı? bence olur.
 
 
 
 (görsel)
 

14 Ekim 2012

oje temizleme ürünleri

Manikür-oje konusunda oldukça başarısız ve bir hafta ojeli bir hafta ojesiz gezen (tırnak sağlığı için tabiki de) bir insan olarak asetondan başka oje temizleme şekilleri icat olduğunu açıkçası bilmiyordum. İnternette şöyle bir bakındım ve aslında en başarılı yöntemin aseton olduğunu herkes kabul etmiş. Lakin bu aseton denen madde, özellikle sürekli oje tazeleyen hanım kızlarımız için, birazcık zararlı gibi. Çünkü parmak uçlarını ve tırnakları alabildiğine kurutup, yıpratıyor. Bir de tabiki civardaki yaraları yakması da cabası....

Gördüğüm kadarıyla asetonsuz temizleme yöntemleri oldukça yaygınlaşmış. Bunlardan biri aseton yerine başka bir kimyasal içeren bir sıvı bir madde. Biraz yağlı bir yapısı var. Tırnakları beslediği nemlendirdiği vs söyleniyor. Biraz da uğraştırıcı. Anladığım kadarıyla çok memnun olan da var hiç beğenmeyen de. Denemek lazım.
 
 
Bir diğer yöntem çeşitli markaları da bulunan temizleyici mendiller. Bunların içerisinde de aseton yok ancak özellikle birden fazla kat sürülmüş koyu renk öjeleri çıkarmak için uzun uzun uğraşmak gerekebiliyor. Fakat parmaklardaki kötü yanma hissi ve kimya laboratuarı kokusu yok. Uygun fiyatlı olanları da mevcut.
 
 
 
Başka bir marka da oje temizleyen kalem icat etmiş. Özellikle sürerken etrafa taşan ojeyi temizlemek için ideal. Kulak çubuğuna aseton sürüp hatasız sürülmüş yerleri de tehlikeye atmayı göze almak istemeyenler denemeli. Biraz pahalı o kadar.


Ve yine de aseton kokusuna hastayım diyenler için bir yöntem daha var. Asetonu pamuğa vs sürüp parmakları ovalamaktan bıkanlar için süngerli asetonlar. bu üründen de birden fazla marka üretmiş. Kapağı açıp, parmağı şişeye daldırıp bir iki kez döndürmek suretiyle temizlik işlemi tamamlanıyor.


Her şekilden deneyip hangisinin en uygun olduğuna karar vermek gerek sanırım.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...