29 Kasım 2012

Marjinallikte top yapan Londralı Misterler


Erkek giyimi ile ilgili de post yapmamı isteyenlere ithafen;

www.stylescout.blogspot.com isimli blog sık sık göz attığım bir sitedir. Şehir şehir sokak modasını gösteren güzel fotoğraflar vardır. Yalnız bu sokak modası işinde bir nokta kafama takıldı; dibine vurulmuş marjinallik! 

Hadi kızlar neyse de bu marjinal giyim tarzı erkeklerde hiç olmamış. Şimdi bu fotolara bakın siz de bana hak vereceksiniz. Ne giymiş bunlar, cağnım renkleri nasıl bu şekilde bir araya getirmiş, ne etmiş neylemişler diye düşünüyor insan. Hayır marjinal olursun da onun da bir ayarı ve bir stili vardır diyorum. Ben bu Londralı misterleri hiç sevmedim, atletten tişörtten bile soğudum bunlara bakınca....

Şimdi bu üst resimdeki man in black mister abi... sanki nişanlanmış da gelin kızımız bekar evindeki karanlık timsali siyah perdeleri beğenmemiş, isterim de yenisini isterim diye tutturmuş, abi de almış kara kara perdeleri vücuduna dolamış, bari boşa gitmesin terziye de para verilmez şimdi demiş gibi. Allahtan tek renk giyinmiş de ucundan az bir şey karizma yaratabilmiş. Elinde de clutch çanta var...neyse ki deri ceketi bir şeye benziyor, kafasına taktığı berenin o haline ise diyecek laf bulamıyorum, kafasına dar mı gelmiş ne olmuşsa artık...


Bu resimdeki mister ise bir başka alem. Üstüne geçirdiği garip desenli uzun kollu, acayip yakalı tişört çakma uzay kostümüne benziyor. Pantolonun üstüne şort giymiş sanki, turuncu çorapları ise en güzel kombin ögesi herhalde. Yeterince dikkat çekmek için turuncu iyi bir renk dermiş gibi bakıyor. 80lerden kalma turuncu saçları ile çorapları galaksiden gelen bir uyum yakalamış. Gözlüklerinin altındaki bayık  bakışlarını ise gözümde canlandırabiliyorum.

 

Bu misterin dış görnüşündeki tek güzel şey sanırım taba ayakkabıları. Üstündeki başındaki hiçbir şeye anlam veremedim. Üç renkli batik bir gömlek, anlamsız desenleri olan bir pantolon. Ne yapmaya çalışıyorlar, gözlerimizden kusmamızı mı istiyorlar vallahi hiç bilmiyorum. Bunları beğenen var mıdır ki?


Sarı pantolonlu mister, bence yakın zamanda uzakdoğu seyahatine çıkmış, Malezya, Endonezya, Singapur Allah ne verdiyse bir güzel arşınlamış,. Sokak aralarında yöresel hediyelikler satan teyzelerin hiçbirini kıramamış herhalde, almış bütün zımbırtıları tek celsede üstüne başına asmış gibi duruyor. Bir de bu İngiliz erkeklerindeki bu ezik bakışlar ne böyle yahu? Benim bildiğim en güzel bakışlı erkek Hugh Grant. Yıkıldı bütün hayranlığım bitti gitti....


Neyse ki bu hint asıllı mister biraz güzel bakış atabilmiş o sürmeli sürmeli gözleri ile. Yalnız üstü ile altını bir türlü bağdaştıramadım. Tam bir doğu batı sentezi kendisi. Alt taraf kısa pantolon ve kösele ayakkabılarla Batılı, üst taraf kültürel desenler ve başındaki sarık misali etnik başlık ile oldukça Doğulu. Yukarıdan bakmaya başlayıp aşağıya doğru indikçe gözler, paralel evrenden marjinaliliğin dünyasına geçiyoruz sanırım...


Bu misteroğlan da hindu abinin yaptığının tam tersini yapmış. Üst taraf modern alt taraf yöresel dalgalarla savrulmakta. Hele o mistik örme ayakkabılara bittim. Tamam dünya kültürü vurgulu bir tarz yaratmak eyvallah da bu zorlama sentez neden onu anlayamadık...Üst taraf ekose gömlek, ben öğrenciyim diye bağıran gözlükler. Altta ise kızlar şalvar seviyor zaten, böyle arabic kıyafetlere hasta oluyorlar der gibi...



Bu misterin de çizmelere kadar herşeyi mükemmel. Ama o çizmeler beni bitirdi. Hadi modelini de beğendim desem en fazla motosiklete binersin be abim ata binmeyeceksin ya niye paçaları içine soktun ki?
Vallaha çenem ay pardon parmaklarım yoruldu, gözlerim mahvoldu hatta moralim bile bozuldu. Ah hugh ah nerde o eski İngiliz misterler....

26 Kasım 2012

Sırt dekoltenizi nasıl alırdınız??


Elbise konusunda tasarımcılar, uzun kolluydu, yarım kolluydu, v yakaydı, çatal göstermeliydi, straplezdi falandı filandı derken, elbiselerin arakası ile ilgili de tasarımlar yapmayı keşfetti keşfedeli en güzel  dekolteler elbiselerin arkasından çıkıyor artık. Öyle güzel şeyler tasarlamışlar ki elbisenin tipi, rengi hiçbir şeye benzemese bile arkasındaki sanat büyülemeye yetiyor. Ben de oturdum en güzel sırt tasarımları olan kıyafetleri topladım. Son dönemde daha çok gelinliklerde de kullanmaya başlamışlar. Vallahi pek güzeller...


Tabi bunları giyebilmek için düzgün bir sırta sahip olmak lazım, bizim gibi yanları fırlamış tipik Türk hanımları için biraz zor. Ayrıca çamaşır da giymemek lazım, bu durumda öndekilerin de güzel olması gerek. Şimdi bu koşulları sağlamak zor olduğundan dolayı daha bi kıskançlık konusu haline geliyor sırt dekolteli elbiseler ve üstler...




 Dantel, her zaman her yerde çok güzel, evde sehpada güzel değil ama :)




Bir de farkettim ki bir de kolyeyi arkaya asıyorlar dekolteli elbiselerde, eh yani iyi fikir tabi de kolyeyi önden alıp arkaya atmayı akıl etmek yüzyılın icadı olmasa gerek....


Görseller : www.pinterest.com

18 Kasım 2012

DIY yaptım, kolye yaptım !


Bir başka geri dönüşüm projesi ve bir farklı takı tasarımı ile karşınızdayız efendim. Şimdi, bu yukarıdaki resimde gördüğünüz sevgili eşimin yurtdışından getirmiş olduğu çikolata kutusunun kurdelası idi. Haliyle bir yüzünde markanın ismi yazıyor, beni bilenler bilir, böyle artık kumaştı, ipti, boncuktu, tüydü yumaktı :) atmayı hiç sevmem ve bir çekmecede biriktiririm, o atık parçacıkların hepsi gün gelip de kaderiyle buluşmayı beklerler.


Bu görmüş olduğunuz, rengine kurban olduğum şerit kumaş parçası da uzun süre bekledi. Ne yapsam ne yapsam diye düşünüp durdum. Takı ile ilgili bir projenin başkahramanı olacağı kesindi lakin ne yapacağımı tam bilemiyordum. Meğer kendisinin bir kader ortağı daha varmış da, onu beklermiş.... 


Çok beğenerek aldığım fakat aşırı büyük olduğunu düşündüğüm için hiç kullanmadığım bu çiçekciklerden oluşan küpe...Bu çiçekler, sallantılı bir küpenin esas unsurlarıydı fakat, takmadığım için tamamen söktüm.Ve sarı kurdele ile kader arkadaşlıklarının ilk adımı da böylece atılmış oldu, ikisi birlikte bir kolyeye dönüşecek, sonsuza dek birlikte kalacakları... :)


Öncelikle kurdelaın üzerinde marka yazılarının olması en büyük dertti. Bu problemi çözdükten sonra sorun kalmadı. Şöyle ki; kurdelanun bir ucunu herhangibir yere sabitleyip öbür ucundan burmaya başladım. Sıkı bir şekilde burulduktan sonra serbest bırakınca, kendi kendine tam ortadan iki tarafı birbirlerine sarılmaya başladılar ve tüm yazılar (Allah'ın hikmeti işte) iç kısımda kaldı :)


Sonra istediğim boyu hesaplayıp iki ucunu da kesip, yaktıktan sonra, halkaya geçirmemi sağlayacak olan aparatlardan taktım. Bu nanenin bir adı vardı ama unuttum, suluhan'da (Ankara'nın incik boncuk toptancısı) satışı vardır, takı yapımı malzemelerinin en başında gelenlerinden biridir. Nereden bulurum diyenler, tuhafiyelere bakabilir. Zaten bu işle uğraşanın birtakım temel alet edevattan edinmesi gerek, zira mutfaktaki bıçakla ya da takım çantasındaki pense ile falan olmuyor.




Daha sonra iki ucunu birleştirecek olan kolye bağlama nanesini de taktım ve sıra çiçeklere geldi.



Çiçekleri de ucundaki halkaları kumaşlara geçirerek, istediğim sayıda ve şekilde sabitledim. Böylece kolye bitti, zaten çiçekler eskiden küpe oldukları için kulağa geçirilen nanelerden de mevcuttu, böylece iki adet çiçekten de küpe yapınca takım haline geldiler.

 Bilmem beğendiniz mi, ben sevdim, size de ilham olsun artık, siz daha iyisini yapın...




13 Kasım 2012

model araba müzesi :)


Efenim, ben bizzat kendim evlenirken, sevgili kocam ile düşündük taşındık, dedik ikimizin de çok kitabı var ne yapsak ki? Nihayetinde, salonumuzun bir duvarına böyle bir kitaplık tasarlamaya karar verdik. Sağolsun kocacığım kendi elleriyle yaptı bu kitaplığı ve de bir güzel doldurdu raflarını. Aradan zaman geçti ve kitaplar yığıldıkça, raflar biraz dar gelmeye başladı. Kitaplığımızda bir revizyona gitmeye karar verdik. Böylece, hem duvara bağlantı noktalarını (marangozluk terimini bilemeyeceğim artık vida mıdır conta mıdır bilemem) güçlendirdik ve bir iki tane ek raf koyduk.

Akabinde, sevgili eşim, uzun zamandır topladığı ve yeğenlerinden gözü gibi sakladığı oyuncak (pardon model diyecektik :) arabalarını da raflardan birine dizmeye niyetlendi. Ben de, evin temizlik, dirlik ve düzen perisi olarak, onların tozunu almaya uğraşmayacağımı beyan edince kendisi, etrafını cam kestirmek suretiyle kapatmayı akıl etti.


Ama tabi ki henüz işi bitmemişti. Son hamle olarak da led lambalar alıp arabaların hemen dibine yapıştırdı ve elektriğe bağladı. Dikkat ederseniz, elektrik bağlantı cihazı halen ortalıkta durmakta, yakın zamanda ona da inşallah bir anahtar alacak ve her seferinde fişi takmaktan kurtulacağız.


Özellikle karanlıkta hem hoş bir görüntü oluşturuyor hem de ışık yakmaya ihtiyaç duymayacak kadar aydınlatıyor. Hoş bir dekorasyon olduğunu düşündük, evimize gelen misafirler de çok beğeniyor. Belki size de ev dekorasyon projelerinizde ilham kaynağı olabilir, bakın bakalım....ışıl ışıl.



10 Kasım 2012

geri dönüştürülmüş dekorasyon projesi vol.1


Efenim uzun zamandır aklımda olan ama bir türlü düzgün fotoğraflayamadığım için ertelediğim bir geri dönüşüm projesi postu ile karşınızdayım. Uzatmadan projenin malzemelerini tanıtalım :D Yukarıdaki resimde sağ tarafta görmüş olduğunuz porselen bir mutfak eşyasıdır. Bu arkadaşımızın iki kardeşi daha var idi, biri şeker biri kahve diğeri de çay olmak üzere üçlü set halinde ev hediyesi olarak zat-ı halime getirilmişti (hediyemi getiren dostlarımı sevgiyle anıyorum). Amma fekat lakin, bu set kardeşlerinden biri (çay) teslim töreni sırasında yere düşmek suretiyle kalbi dahil bütün vücudu paramparça kırıldı. Teslim eden de teslim alan da bir hayli üzülde fekat tadir-i ilahi yapacak bir şey yok...


Ben de kalan şeker-kahve kardeşlerini mutfak yerine farklı bir şekilde değerlendirme arayışına girdim ve yapma çiçekler edinerek tv üzerindeki duvar için kendi elceğizlerimizle tasarladığımız rafa süs niyetine koymaya karar verdim. Ankara'da yaşayanlar bilir en güzel yapma çiçek ve dahi diğer dekorasyon malzelemeleri Kızılay-Moda Çarşısı'nda satılır. Uzun arayışlardan sonra salonun konseptine de uyacağını düşündüğüm pembe-beyaz çiçekleri kullandım.


Duvar rafına koyduğumuz çerçeve fotolarımızın arasına yerleştirdim. Yazılı kısımlarını da duvara çevirince tüm sorun halledilmiş oldu. Şu anda salonda gözüme en güzel görünen şeyler bunlar...(bambum hariç :)


Tam olarak aşağıdaki resimdeki gibi....

9 Kasım 2012

saçlarda fiyonk trendi


Pinterest'te dolaşırken gözüme takılan saç fiyongu yapım aşamaları görsellerini paylaşmak istedim. Haliyle bunu yapabilmek için azıcık uzun saç lazım tabi bir de düz saç ya da fönlü...birden fazla görselle karşılaşınca biraz bakındım ve balerin topuzu ve dağınık topuz modellerinden sonra gelse de, fiyonk olayının trend denebilecek kadar yaygın olduğunu farkettim. Kuaföre gerek kalmadan basitçe kendi kendine yapması mümkün bir model olduğu için pratik sayılır, tabi minnie mouse'u hatırlattığı için biraz da komik durabilir. Amma velakin resimlerdeki ablalar iyi kotarmış zira çok şirin görünüyorlar.


Üstteki görselden de anlaşılacağı üzere sevgili okur, illa topuz yapmak zorunda değiliz. Zaten yaz da bittiği için topuz olayı mevsim itibariyle birazcık gözden düştü denilebilir. Ben bizzat kendim toplanmış saçlarla daha rahat ediyorum, fakat saçlar güzellik unsuru olduğu kadar başarılı ense ısıtıcıları olduğu gerçeğini de göz ardı edemeyiz...


Bu aralar kuaförden bıkmış olanlara naçizane bir ilham olması dileğiyle...

5 Kasım 2012

ve oxford ayakkabılar...


Uzun süredir bakıp bakıp ertelediğim bir post oldu bu, zira başlangıçta pek de hoşuma gitmiyordu bu oxford ayakkabılar. Uzun zamandır trend olmakla birlikte hem maskülen akımın hem de school modasının karışımı bir tarz olarak sıkça giyildiğini gördükçe hoşuma gitmeye başladı. Trend olmasının yanı sıra biz kadınları hem topuklu derdinden hem de babetin rutininden kurtaracak rahat ayakkabıların arasında bir numaradalar....


Mevsim sonbahar, eee... geldi opak çorap mevsimi yaşasın...şimdi ben düşündüm ve bunların siyah rugan olanlarından bir çift edinmeye karar verdim çünkü mini etek ve opak çoraplarla çok sevimli bir tarz olacaklarından eminim. Kösele tabir edilen erkek ayakkabılarından başka okul ayakkabılarını da andırıryorlar tamam, lakin şöyle bir bakınca retro bir havası da var, hafif topuklu olanları sanki Chaplin filmlerindeki hatunların ayakkabılarına da yakın gibi...



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...