30 Temmuz 2013

Eski eşyalar çöp değildir!


Hep diyoruz ya eski eşyalar çöp değildir, muhakkak bir şeylere dönüşür diye...işte bakın millet eskilerden neler neler yapmış. Mesela şapka avize olmuş :o


Şişe kapakları mumluk,


bisiklet tekeri saat,


Kaset para cüzdanı,


eski merdiven kitaplık,


 kırık küvet koltuk,


eski valiz berjer,


eski televizyon akvaryum,


ve tenis raketleri ayna 

OLMUŞ!

bunları ve daha fazlasını görmek istiyorsanız buyurun efenim; demilked

25 Temmuz 2013

Favoriler...


Neden bilmiyorum ama -temel düzey hariç- hiçbir ilgim alakam yokken manyaklık derecesinde kozmetik ve kişisel bakım işlerine takık durumdayım. Biraz kendime bakmak mı istedim yoksa yaz geldi cıvırlar dolaşmaya başladı yaşlılık kompleksine mi girdim :) bilmiyorum. Dedim madem bu kadar çok ıttırı vıttırı aldık, kimilerine bayıldık kimilerini beğenmedik bir favoriler postu yapayım dedim :=) Resimde görmüş olduğunuz Sally Hansen ojelerine hastayım bu aralar. Altın rengi ile biraz kafayı da bozdum. (Saat aldım o renkten ondan herhalde :) 

Resimde soldaki ojenin renk adı "Gilty Pleasure". Sally ablanın bu tipteki şişelerini çok beğendim. Tırnaklarım iri olduğu için kalın fırçalar daha çok işime geliyor. (İnce fırçalı ojeleri de var). Ayrıca ojenin kalitesi kalıcılığından da belli oluyor. Sağdaki de aynı şekilde süper. Onun adı da "Olive Branch". Hakiye kaçan bir koyu yeşil ve pırıltılı. 


Resimde kullanılan Gilty Pleasure. Bu arada yüzük parmağıma nail art yapmaya çalışmıştım, sevgili uykucu sinek b.kuna :) benzemiş diyerek bu çabamı başlamadan sonlandırmama sebep oldu. Bu işler bana göre değilmiş demek ki... :( (tamam tamam gerçekten kötü, kabul, bıraktım zaten :)


Ooooooo...... topuktaki çatlak ve nasırların tek çözümü....tabi ki düzenli kullanıldığında. Orfilame'in ayak bakımı ile ilgili başka ürünleri de var ama sakın karıştırmayın bunu. Yani "cracked heel repair" yazanı alın derim. Temizlenmiş topuklara yatmadan önce sürüyorum ben. Her gün olmasa da gün aşırı muhakkak kullanırım, çok memnum. Kullanmadığım zaman hemen kendini belli ediyor çünkü....favorimdir kendisi. 4 ya da 5. şişe bitmek üzere sanırım...


Bu rollon'un da hastasıyım. L'occitane bir Fransız markası. Ürünleri doğal ve hepsi çok başarılı bence. Melekotu serisinin bir ürünü bu da. Bu serinin yüz temizleme jelinde de aklım kalmıştı ama alamadım. Benim koltuk altı bölgem biraz sorunlu olduğundan hiçbir şey sürmeme alışkanlığım vardı. Ancak yazın bu biraz sorun oluyor. Bu zımbırtı benim sorunumu çözdü açıkçası, terlemeyi azalttığını söyleyebilirim ve ter kokusunu önlediğini de. Tabi mucize değil ama bana lazım olan herşeyi sağladı diyebilirim. Hem alerji yapmadı hem de terlemeyi azalttı.  Hafif kekremsi bir kokusu var ama kalıcı değil. Olmasın da zaten parfüm kullanıyoruz herhalde....Bendeki bitmek üzere size de tavsiye ederim.


The body shop ürünlerini ezelden beri severim. Vitamine C serisini de almıştım zaten. Yazın çok işe yarayan şu rahatlatıcı spreyden bu seride var. özellikle deniz kenarında tuzlu kalmamak ve serinlemek açısından işe yarıyor. Hafif portakal kokusu da hoş hissettiriyor. "Energising face spritz" adıyla satılan bu ürün bence işe yarıyor, favorimdir kendisi :) 

Yanındaki ürün de aynı şekilde the body shop'ın aydınlatıcı olarak satılan ürünü "Radiant highlighter". Ben kaş altına ve gözlerimin yan taraflarına bir de yanak üstü kısımlara kullanıyorum. Çok hafif bir pembelik veriyor, ayrıca sadece ışık yansıdığı zaman parlıyor. Yani ayna gibi parıl parıl gezmiyorsun. Bu açıdan başarılı, kaş altında özellikle bu şekildeki belli belirsiz parlaklıkları hoş buluyorum. Bunu da tavsiye ederim.


Sephora'nın "bain dissolvant express" oje çıkarıcısı. Bu hani parmağını içine daldırıp döndürerek tırnaklarını temizlediğin zımbırtılardan. Muadillerine göre biraz pahalı, çok kötü kokuyor (kimya laboratuvarı gibi) ve zamanla pamukları dökülüyor. Fakaatttt....pamuğa aseton vs döküp saatlerce tırnaklarımı ovalamaktan nefret ettiğim için benim favorim kendisi. Çok sinir bozucu onları ovalamak yav...katlanırım ben bunun kokusuna çünkü çok pratik. Sok, döndür, çıkar....tertemiz oh...


Bu resim de son dönemdeki kozmetik çılgınlığımın sonucu oluyor! Şifonyerin üzerindeki manzara bu artık! Eskiden hiç birşey yoktu desem yalan olmaz valla. Şimdiki hali bu maalesef, hızla da doluyor. İnşallah an gelir dururum artık...bakalım hayırlısı :) Sizde neler var?

19 Temmuz 2013

Yine bir retro modası; ESPADRİL...


Biz çocukken çok yaygındı espadriller. Tabanı hasır üstü bez kolayca giyilebilen akmayan kokmayan yakmayan upucuz dümdüz bir ayakkabıydı. Hala da öyle.... ama bu kez fena halde trendy...


Efenim anavatanı Katalonya ve Bask bölgesi imiş. 14. yüzyıldan beri üretilmekteymiş. Bizde "mekap" vardır bilir misiniz? (Bilmiyor da hatırlayacak gibiyseniz şuraya bakın) Hah işte o mekapları köylüler giyerdi yani alt sınıf için üretilen basit ayakkabılardı. İşte bu espadriller de köylü ve alt sınıfın kullandığı ayakkabılarmış. Zamanla moda haline gelmiş. E niye gelmesin hem organik hem rahat, yaz dönemi için en ideal bileşimler onda değil mi ama???


Chanel'den tut da bir sürü ünlü marka bu yaz piyasaya sürdü bunlardan. Ünlüler dahil fashionmania stylistlerin hepsinde var. 





Ayrıcana da :) genel olarak bayanlar giyiyor diye bilinse de erkeklere de bence çok yakışıyor. Bir sürü rengi modeli vs var. Hem püfür püfür hem de birazcık nostalji. Ayakları sorunlu kişiler için de ideal zira tamamen doğal malzemelerden yapılıyor. Alt kısmı bildiğimiz hasır, üst kısmı ise keten ya da pamuk! Dolgu topuk modelleri ve bilekten dolanan iplerle kullanılan modelleri de var.


Yalnız bir şey söyleyeceğim eğer almayı düşünen varsa. Şimdi bunlar kumaş olduğu için giymesi biraz sorunlu olabilir. Şöyle ki; ayaktan çıkmasın diye kumaş kısmı taban kısmı ile aynı genişlikte değil. Yani yürürken ayaktan çıkmaması için kumaşı tabandan daha dar. Böyle olunca da ayakkabı tam numaranız olsa da ayağı içine sokmakta zorlanabilirsiniz. O yüzden bulursanız lastikli alın derim....


ve işte favorim :)



13 Temmuz 2013

oh be dedirten icatlar vol.4


3. seriden sonra (buraya tık) yine bir icatlar postu ile karşınızdayız efem...Bu kez de  bazılarının zaten bildiği bazılarının yeni öğreneceği benimse ilk ez duyduğum için paylaşmak istediğim icatları anlatacağım. Hemen başlayalım.


Şimdi şöyle...sürekli yurtdışına çıkıyorsanız her ülkenin (ya da ülke gruplarının diyelim) farklı elektrik sistemlerine sahip olduğunu bilirsiniz. Çoğu bizim ülkemizdeki gibi 220 volt ve iki delikli prizlere sahip olsa da özellikle uzak ülkelerde sistemler hep farklı farklı. Yolu en çok İsviçre'ye düşen bir insan olarak ilk kez Cenevre'de karşılaştım üç delikli prizlerle :) Herşeyi geçelim cep telefonu şarjı için deliklerin biri fazlaydı....



Neyse ki fiş iki deliğe girdi ve kullanım kolaylaştı. Ancak her zaman bu kadar kolay olmayabilir. Bu yüzden bilhassa havaalanlarında uluslararası adaptörler satılıyor. Ayrıca büyük marketlerde ve kaldığınız otelin resepsiyonunda da bulabilirsiniz :D Sevgili uykucu uzak diyarlara da gitmek zorunda olduğundan havaalanından Avrupa Birliği ülkeleri için olan bir tane adaptör satın almış. Not: ihtiyaç halinde ödünç verilir bu arada....


Bir ucunda bizim kullandığımız iki delikli priz. Diğer ucundan ise farklı fiş aparatları var. İşte böyle....



Evet yüzyılın bir diğer icadı püskürtmeli şişe :D şaka şaka tabi ki bu değil :)

Bu fikre bir görsel bulamadığım için bu fotoyu koymak zorunda kaldım. Olayımız şu ki, bildiğiniz üzere balkonda çiçek yetiştiriyorum ve birkaç gün önce böceklendiklerini farkettik !!

Çok ilginç ama bu böceklerle mücadelede evde yapabilecek ilaçlar da varmış. Bunlardan biri arap sabunu kullanmak. Şaşırmayın çiçeklere zarar vermiyor. Yani öyle söyleniyor. Bakın burada yazıyor tarifi de... arap sabunu, sıvıyağ ve sarımsaklı bir formüle başvurdum ben. Şimdilik sonuçlar iyi gibi...zaten tüm böcekleri temizlemiştim yeniden gelmesinler bana yeter.


Bunun icat olup olmadığı konusunda çok emin değilim aslında tasarım desek daha iyi olabilir. Ayrıca yeni de değil çok eski bir tasarım ama şimdilerde modada kendine inanılmaz bir yer edindi. Kısaca kovboy fuları desem anlatabilmiş olur muyum ??


Biz lisede kullanırdık bunlardan. Ben bu kolyeyi ise Yargıcı aksesuarları arasında buldum. Nude rengi bir taş ucu açık bir zincire takılmış, taşını yukarı aşağı oynatarak yerini değiştirebiliyorsunuz. Genel olarak gömlek yakasını ilikleyip dibine kadar çekerek kullandığında trend bir duruş ortaya çıkar ama tabi isteyen farklı boylarda ayarlayarak da kullanabilir ...



Gelelim bir diğer icadımıza. Bilen zaten biliyordur da ben yeni tanıştım; siyah nokta çıkarıcı metal aparat.  Ben Bodyshop'tan aldım. Başka markalarda da var sanırım. Mesela Avon'da var.


İki farklı ucu var. Cilt bakımı yaptıranlara siyah nokta çıkarma işlemi de bu aparatlar vasıtasıyla yapılıyormuş. Ben suratımı tırnaklayıp kanatmak yerine bu aletin daha iyi olacağını düşündüğüm için aldım. Bakalım daha denemedim umarım işe yarar.


Bir diğer ürün, ömür boyu taşımak zorunda olacağı bir dövme yaptırmaya tereddüt edenler için üretilmiş geçici dövme kalemi. Sephora marka bir ürün. Yıldız, çapa ve kurukafa var. Zamanla siliniyormuş ama tabi ki tazelemek mümkün. Özellikle yazın çok kullanılır diye düşünüyorum. Gerçek dövmeden korkan ama aynı zamanda hevesli de olanlar için süper bir icat bence....




11 Temmuz 2013

Tarzına hayrağğğğaan olağğğyımmm.... :)


lookbook'u bilmeyen yoktur herhalde. Bugün gezinirken değişik bir ablamızın look'larına gözüm takıldı. Sayfada ilerledikçe "ne giymiş bu yahu"dan "anam tarz yapmış herhalde"ye doğru kaydım. Çevremdeki birkaç kişiye gösterdim hepsi de absürd buldu. Ben fotolara baktıkça daldım gittim.


Biraz absürd olduğu doğru. Saçma sapan bir araya gelmez parçaları birleştirdiği çok yer var. Genelde de bir şeylerden esinlenmiş gibi hissettim ama. Mesela bu üstteki look'ta bir beyzbol oyuncusu görüyorum. En dikkat çeken şeyler de çorapları, saçı (kimine göre becerilememiş bir ombre modeli), çömelerek poz verme ve hüzünlü garip bakışları. (üstteki fotoda saçlar sarı, ilerleyen fotolarda da saç kendi renginde uzamış uçları sarı kalmış, birkaç fotoda da saçı yeşil...aşağılara inin göreceksiniz).


Burda ablamız daha saçını henüz boyatmamış ama saç modeline dikkat çekmek istemiş. Kıvırcık kahkülleri ve toka olarak kullandığı kurdele çok vintage geldi bana. Hoşuma gitti doğrusu....



Bu fotoda bir seyis görüyorum. Bu tarz kasketleri çok seviyor sanırım birçok fotosunda gördüm.



Ablamız fotoğrafçıymış. Kendisini böyle tanımlamış; "23 year old photographer from Korea". Sayfasını 2010 yılında açıyor ve tanıtım bilgisine "23 year old" ifadesini koyuyor. Zekice mi salakça mı bilemedim. Hergün look koyuyor ama herkes onu 23 year old sanıyor. Sanırım ölümsüzlüğe ulaşmış. Bu arada yukarıdaki fotoda ben bir Amish görüyorum. Ya siz?


Valla foto makinesine verdiği pozdan giydiklerine bakamadım. Sanki oyuncak bebekmiş de yere düşmüş öylece kalakalmış. Biri onu kaldırana kadar orada öylece bekleyecek gibi...tövbe tövbe....


Bu fotoda hanımefendinin hizmetçisi görüyorum ben. Biraz ortaçağ fakir kızı biraz afrikada tarlada çalışan emekçi kadın. Böyle böyle beni aldı hayallere götürdü bu 23 year old from Korea ablam :D


Gözler de çekik ya sandım Kazakistan'da kımız sağımına gidicez...


Evet saçların uçları yeşil. küpesi elindeki başak (sanırım başak) dalı ile uyumlu. Köydeki terzinin fakir ama gururlu kızını görüyoruz. Herkesler babasını ezikliyor diye pek bir mahsunlaşmış. 
Sankim stil moda sayfası değil bağımsız bir yönetmenin kostüm çekimleri....


He bu fotoda da annemin lise arkadaşını görüyorum. Hiç vazgeçmediği açık ayakkabılarla giyilen çoraplar, kendi haline bırakılmış kahküller, school çanta, uzun dikişsiz etek....bir garip ya garip garip.


Bellgirl....ekmeğini kazanmak için valiz taşıyan küçük çırak kostümü....



70li yılların İtalya'sında mısır tarlalarında çalışan işçi kızı...bir de öyle mahsun oturmuş oraya kumanyaların gelmesini mi bekliyor acaba :)))


50li yıllarda Amerikan firstladysi bir pazar gezmesi olarak at binmeye gitmiş başkan eşi ve çocukları ile birlikte....altında etek var ata muhakkak yan oturacak ve basına poz verecek. Ardından hasır şapkası rüzgardan uçmasın diye eliyle tutarken kameralara gülücükler saçacak....(tanrım  ne hayal gücüm var vay)


Küçük Oliver Twist. Süveterini annesi örmüş olmalı. Çetenin gizli sığınağını polis bulmasın diye erketecilik yaptırıyor olmalı.


Bu da bir Oliver pozu olsa gerek.


buna ne diyeceğimi bilemiyorum...


Alt sınıfın acılarını anlatan Doğu Avrupa bağımsız filminden bir kare. Fakir ailenin fakir kızını zengin bir hıyarla zorla evlendirecekler ve küçük kız acılar içinde kaderine isyan ediyor.


Bu fotoya "Alice" ismini vermiş. Şu an için en yenisi bu zaten. Saçlarına bayılmakla iğrenmek arasında bir yerdeyim. Iykk kezban diyenlerden etkilenmiş de olabilirim. Foto aldatmacası da olabilir ama beğendim sanki ya...

sitesine uğramak isteyenler için linki vereyim sonra takıldıklarıma geçiyorum

çömelerine takıldım;


çoraplarına ve ayakkabılarına takıldım;


hüzünlü bakışlarına takıldım;


ağlıcak az sonra.... :)



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...