31 Ağustos 2013

Etek sarı ...


Yazın sonları, sonbaharın başlangıcı derken yine yeni bir mikro trend var sokaklarda....sarı etekler...

Kombin için fazla seçenek olmasa da çok tatlı, çok masum, cezbedici bir renk sarı. Etek olarak da, mini ya da maksi, mükemmel olmuş. Bu aralar gardrobunuza bir sarı etek katın bence...











27 Ağustos 2013

O ne dudaklar...Ombre dudaklar !


"Ombre" Türkçesi ile gölge güzellik alemlerinde pek bir trend oldu. Saç için var, tırnaklar için var,  göz farında zaten var da dudaklar için görmemiştim açıkçası...
(dudak kalemi ve ruj arasındaki bilinçsiz ton farkı hariç tabi :) 

Oldukça ilginç ve yaygınmış aslında. Beğendiğim birkaç fotoyu derledim. Nasıl yapıldığını merak edenler bir sürü video bulabilir nette. Ben çok beğendim, siz ne dersiniz?



 link




Bu yeşil mükemmel olmuş. Günlük kullanım için imkansız olsa da... :)


22 Ağustos 2013

Çanta içi çantalar :)


Herkesin çantasında minik bir çantacık daha vardır. Genelde makyaj çantası olur bu. Benim için durum değişik ben acil durumlarda gerekli olabilecek şeyler ve yedek malzemeler koyuyorum. Kol çantama çok ağırlık yaptığı için yakın zamanda küçültmüştüm mini çantamı ama öyle güzel çantacıklar varmış ki sürekli değiştirme istediği uyandırıyor insanda. 

Üst resimdeki tamamen kumaş bir çantacık. Alttaki resimde de içini görebilirsiniz. Göz göz olması avantajken yumuşak bir malzemeden yapılmış olması da dez avantaj tabi. Kilit sistemi yok onun yerine aynı kumaştan ipleri var, bağlayarak kapatılması gerekiyor. O kadar cici ki Gratis'te görünce dayanamadım aldım. Çok anlamsız bir kumaş parçasına 15 TL verdim valla.



Bu kırmızı çanta da aynı şekilde su geçirmez kumaştan yapılmış bir makyaj çantası. Alttaki resimdeki şu an kullandığım çanta var. Daha hafif olacağını düşündüğüm için onu kullanmaya başlamıştım ama çok sıkış tıkış oldu şimdi de. Sığamadı bir türlü zımbırtılarım. Kırmızı olan biraz daha büyük olduğu için ona taşınmayı düşünüyorum.


Sadece çanta içinde taşımak için değil, seyahatlerde de valiz yerleştirirken her eşyanın kategorisine göre onları ayırmak gerekiyor. Bu çantacıklar (küçük büyük hepsi ayrı ayrı) bu işe de çok yarıyor.


Hatta çekmecelerin içinde ya da dolaplarda da eşyaları diğer eşyalardan ayırarak depolamak hem biz kadınlardaki düzenlilik konusundaki bitmez açlığı tatmin ediyor hem de günlük kullanımı kolaylaştırıyor bence. Üst resimdeki çantayı mesela Ekvador'dan eşimin getirdiği yöresel desenli bir çanta. Şimdilik, çekmece içi düzeni konusunda bana yardımcı oluyor kendisi.


Bu çantayı ise (bir karıştan biraz daha büyük) Mudo Concept indiriminden aldım. Yine su geçirmez kumaştan yapılmış. İçinde aynası bile var. Seyahatlerde her türlü bakım ve kozmetik malzemelerini büyük bir şefkatle sarıp sarmalıyor :)

Peki benim çanta içi çantamda neler mi var? Hemen olmazsa olmazlarımı sayıyorum; yedek şarj kablosu, usb bellek, mini dikiş seti, tırnak makası, günlük ped, ağrı kesici, sıvı sabun (lens kabına koydum :), ruj, mini el kremi (en çok bu lazım oluyor), mini diş fırçası, ayna, yara bandı, boğaz pastili ve birkaç bir şey daha.... 

sizinkilerde ne var ne yok??? Bayılırım çanta karıştırmaya :) :) :)

18 Ağustos 2013

Ayakkabı kutusundan dekorasyona...


Belki de herkesin aklına gelmiştir, ayakkabı kutusunu atmak yerine renkli yapışkan kağıtlarla kaplayıp dekorasyon ve depolama için kullanmak... Bir de ben yapayım dedim. 

Bakalım malzemeler neler; yapışkan kağıtlar, makas, maket bıçağı ve ayakkabı kutusu.


Bir de maket bıçağını kullanırken masayı çizmemek için mukavva gibi kalın bir zemin malzemesi kullanırsanız tabi daha iyi olur. Bizim evde her türlü hobi ve el işi malzemesi bol bulunduğundan benim mukavvam oldukça yaşanmışlık içeriyor. Kirli, çizikli ve duvar yazılı :D


Bu işin bir tek tekniği yok aslında, desene bağlı olmakla birlikte üst üste gelecek şekilde yapıştırmak  da mümkün. İşlem sırasında pis bir şekilde insanın eline yapışıp kalmıyor bu kağıtlar, kaplamak istediğimiz nesneye de yanlış yapıştırırsanız bile dikkatli bir şekilde geri sökmek kolay. Ancak kendi kendisine yapışırsa sökmek problem olabilir. Bu noktaya dikkat edin yeter. Yoksa yapışkanlı yüzeyi astarından tamamen söktükten sonra da sorunsuz işlem tamamlanabilir. Ben öyle yaptım.


Önce ölçü alıp kullanacağım kısmı rulodan kestim. Sonra maket bıçağı ile köşe kısımlarını kestim, sonra da tamamen sıyırıp olduğu gibi yapıştırdım. Kağıdın altında aralarda hava kabarcıkları kalıyor onları da elle düzleye düzleye yok etmek mümkün oluyor. Yok olmadı derseniz, maket bıçağı ile bir iki minik delik atıp yine havayı çıkarabilirsiniz. 


Önemli bir diğer nokta da şu ki; eğer kutunun üstünde yazılar şekiller vs varsa (ki ayakkabı kutusunda kesinlikle markanın adı yazar ya) kullandığınız yapışkanlı kağıdının kalitesine bağlı olmakla birlikte genellikle kapladıktan sonra bile o marka adı gölge gibi görünüyor. Bunun çözümü de kutuyu önce normal kağıtla kaplamak ya da yazıların olduğu yeri kapattıktan sonra kaplamak olabilir. Mesela beyaz yapışkanlı kağıtlar aynen altını gösteriyor, iki kat falan takılmak lazım.


Ben çok detaylı uğraşmadım açıkcası, hızlıca kapladım gitti.
 (hatta ikinci kutuyu evdeki hobi canavarına kaktırdım :)



İç kısmını da kaplamak isteyebilirsiniz belki. Daha sağlam olabilir. Çünkü kutunun birleşim yerleri birbirine geçmeli sistemde olduğu için hemen pırtlayabilir. Oraları da kaplayarak kutuyu sağlamlaştırmak isteyebilirsiniz. E tabi siz bilirsiniz... :)


Kutuları kapladıktan sonra, davlumbazın üstü için kestirdiğimiz rafa yerleştirdim. Aslında başka bir yerde kullanacağım ama şimdilik burada, sarı çiçeklerle birlikte güzel oldu. Hem dekoratif hem de ıvır zıvır koymak için ideal....




Kullandığım yapışkanlı kağıt da eski bir projeden artan malzemeydi zaten. Böylece artık kağıtları da değerlendirmiş oldum. Hatırlamak isteyen ya da merak edenler için tık tık 


Sevgiler...



17 Ağustos 2013

İnstagram günlükleri Vol.1


Herkes bayram tatilinin önünü bağladı biz de ailecek sonunu bağladık ve Mersindeki yazlığa kaçtık. Denizin, güneşin, doğanın ve sakinliğin tadına doyduğumuz bir dinlenmece oldu.


Gördük ki arka bahçede büyüyen nar ağacı kendini aşmış. küçücük bir ağaç ve 5 tane narı var. Dalın en ucunda, bir yüzü toprağa bir yüzü güneşe bakan meyvelerini düşürmemek için içten bir savaş veriyor belli ki. Narın hasadına daha çok var, dayan be narağacı, düşürme narları :)

Nar demişken Nar filmini izlediniz mi? tavsiye ederim... tık tık


Tatil için Ege'yi değil de Akdeniz'i tercih etmişseniz, öğlen 11 ila 4 arası dışarı çıkamayacağınızı bilmeniz lazım. Esnaf da belli ki glima(!)sız müşteri bulamayacağının farkında. Müşteri de müşteriliğini bilsin canım glima(!) su mu yakıyor allah allah.... :) 


İddia ediyorum Hatay'dan sonra en güzel künefe Silifke'de....



Öğlen dışarı çıkamayınca en güzel dinlence faaliyetleri gazete, kitap, dergi....bir de gölgedeki tatlı esintide şekerleme yapmak gibisi yok...





Markette garip bir şey bulduk. Nasıl bir sentezsin sen arkadaş? keçiboynuzundan kola yapmak nereden aklına gelmiş bu insanların...harnuppy ismini ne kadar düşünmüşler ve tadını nasıl bu kadar berbat yapabilmişler?? Anadolu mucitler beşiği valla... :)

instagramdan takip etmek isteyenler için kullanıcı adım ; @gburcusenturk

sevgiler...


6 Ağustos 2013

Oradan buradan...


Yazacak somut bir tema bulamayınca kafamda uçusan düşünceleri futursuzca (bkz. üstteki resim) yazayım kurtulayım dedim. Ordan burdan serisi başlıyor efenim...


Yeni aldığım duş jeli; palmolive çikolata tutkusu. Rafta görünce müthiş merak uyandırdı bende (evet, pazarlama tekniklerinin işlediği müşteri profiliyim). Çok davetkar bir adı vardı ve indirimdeydi. Duş alırken çikolata kokusu nasıl olurdu ki? Tövbe estağfurullah, nimeti orama burama sürmüş gibi hissettim vallahi :)


Çok sevdiğim bir arkadaşımla Nisan ayından beri İtalya'ya gitme planları yapıyoruz. En çok da yemekleri için tabi ki...İtalyan yemeği deyince ilk aklınıza ne geliyor??? Ben söyleyim pizza bir de tramisudur genel olarak. Yooo... hiç de o kadarcık değil! Cannoli ya cannoli diye bir şey var. Çıldırasıya yemek istiyorum. Ankara'da yapan bir yer buldum (oburcan sağolsun) ama te ...sının nikahında...oraya gideceğime İtalya'ya giderim ayol :)


Evimiz iki oda. Yatak odası olmayan odamız hem çalışma odası hem ütü odası hem de misafir odası gibi bir şey. Karman çorman saçma sapan ne ararsan var, öyle bir yer. Söyle bir dolap falan yaptırsak biraz süslesek yaşanılır bir hale getirsek mi acaba dedik ve kolları sıvadık. 

Bir arkadaşımız üstteki planı bizim için çizdi. Gel gör ki güvenip de yaptırabileceğimiz bir usta bulamadık. (daha öncekilerde yaşadığım sorunlar yüzünden korkuyorum). Sanırım ikea'dan kendimiz bir şeyler birleştireceğiz. Ama çok güzel çizmişti ya....



Aynı oda için bir de bazalı yatak alacağız. Yatağın üzerini güzel bir örtü ile örtüp yastıklarla doldurmak istiyorum. Hem biz otururuz hem misafir yatar. Belki bir gün de çocuk odası olur....Yastıkları Mudo Concept'te gördüm. Tatil dönüşü ilk işim onları almak olacak. Buradan bakabilirsiniz.



Bana ilk geldiğinde minik bir kavanozun içinde çimlendirilmişti sütleğen'im. Besledim büyüttüm kocaman ettim. Minik pembe çiçeklerine ölürüm ben onun....


Watsons indiriminden bir ruj kaptım. L'oreal Coral Fine. Çok tatlı bir rengi var ve oldukça da kalıcı. Tam bir yaz ruju.

Herkese iyi bayramlar, iyi tatiller....


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...