16 Aralık 2013

Bir başka Paris hikayesi...

Musee de Louvre

Görev gereği yurtdışına sıklıkla çıkıyorum. Görev saatleri dışında da gezme fırsatım oluyor elbet. En son Paris'e gitme fırsatı yakaladığımda internetten araştırdığım bilgilerin çok ekmeğini yediğim için, ben de hep yazılanları değil ama bir başka hikayesini anlatmam gerektiğini düşündüm.

Cite - metro durağı

Metro! Gerçekten pis, gerçekten sidik kokuyor. Gerçekten çok pratik gerçekten kaybolmana müsade etmeyecek kadar çok tabela var. Bu bilgilerin hepsi gezi bloglarından bulunabilir. Ama ben yazmayanları söyleyeceğim. 
Metro girişinden biletle giriyorsunuz turnikelerden. Çıkışta tekrar turnike var. Buraya kadar normal. Normal olmayan (her ne kadar mantıklı da olsa) çıkış turnikeleri. Turnike değiller sadece içeriden iterek açılan taş kadar ağır demir kapıcıklar (bar kapılarını düşünün). Sen geçer geçmez müthiş bir gürültüyle ve hızla ÇAAAT diye kapanıyor. Maksat çıkıştan girmeye çalışan beleşçileri bertaraf etmek tabi ama hızlıca geçmen lazım yoksa elini kolunu kapabilir. 
Arkadaşım çantasını kaptırdı mesela ! kendi geçti çanta içeride kaldı. Ayrıca çıktıktan sonra kapıyı açman imkansız. Bu bir! İkincisi metro hatları arasındaki geçişler oldukça uzun ve dar tünellerden oluşuyor. Herkes koşuşturuyor ne varsa, biraz stresli yani. Üçüncüsü de inanılmaz bir cereyan var. Yazın ılık fön etkisi kışın dondurucu bir rüzgar bombardımanı.

Notre Dame Katedrali

Kiliselere girişler ücretsiz. Mantıklı olarak öyle, zira ibadet mekanları. Mum yakmak da ücretsiz ve her yere boy boy mum koymuşlar. Bağış yapmak istersen fiyat da belli. Bu mantığı çok sevdim. Zorla para isteyen yok, sana kalmış. İnsanın içinden veresi geliyor... Ben vermedim o ayrı :)
"Your offering is entirely up to you"
Only God knows :))))

Notre Dame Katedrali

Noel zamanı Paris'teysen çok şanslısın. Her yerde bir etkinlik bir faaliyet. Katedralin içinde bir cam kutu vardı. Üstünde rengarek boş kağıtlar. Dünya barışı için noel dileklerini yazıp kutunun içine atabilirsiniz diyordu. Papa okur mu bilmem ama istemek bedava :)

Champs Elysee

Yine iyi bir turizm girişimi örneği. Ünlü iki kilometrelik şanzelize caddesinde bisiklet taksiler. Fiyatlandırma çok ucuz sayılmaz ama vaktin ve takatin az ise cadde boyunu dolanmak için ideal bir tercih.

Laduree


"Laduree, probably the best macaron in the world!" En meşhuru ve hala en iyisi. Hiç başka yerlere aldanmayın. Zincir simit sarayı Paul pastanesi dahil. Gerçekten çok iyi...makaron ya...
İki boyu var. Bir büyük boyu (McDonalds junior boy hamburgerden az daha küçük) bir de bildiğimiz minikler. Bir tane büyük alın, fazla değil. O da fıstıklı ya da vanilyalı olan olsun, ok?

Champs Elysee - Noel Yolu


Yol üstü ısınma durakları! İki dakika önünde dikilip ellerini kollarını ısıtabileceğin halka açık sobalar. Çok iyi bir fikir, buralara da gelmesini dilediğimiz turisti memnun etme taktiklerinden bir diğeri. 

Otelin kafeteryası

Noel kutlamaları her yerdeydi. Bu ve bunun gibi küçük detaylar Santa'ya bağlılığınız olmasa da noel zamanı Paris'te ruhunuzu okşayacak. Gerçi Santa neticede Anadolu çoçuğu, bak şimdi ona da ayrı bir ısındım :)

Louvre - Carrousel

Louvre'un girişi piramitten. Bir başka giriş de metro durağının müzenin içine bağlanması yoluyla. Eğer metrodan geliyorsanız tabelaları takip ederek carrousel kısmından müzeye girersiniz ve kavuşamayan piramitleri görürsünüz. Eğer yer üstünden müzeye ulaşırsanız bu kısma uğramayı unutmayın derim. Ambiyansı bir başka. (bahsi geçen metro durağı Palais Royal Musee du Louvre olur. Ben karıştırıp içinde Louvre adı geçen bir başka durakta inip aldandım, siz aldanmayın)

Galleries La Fayette

Bunlardan bizim buralarda niye yok. Ojeni seç al matik! Pahalıydı biraz ama makinanın yan tarafındaki masada oracıkta sürdürüvermek bedavaydı :)


Sephora'ya gitmesem olmazdı.


Nam-ı diğer aşıklar köprüsü.


Nasıl başlamış kim başlatmış bilmem ama gitmeden kendi kilidimi hazırlayıp gittim ben. Siz unutursanız götürmeyi, dert etmeyin, orada satıyorlar. Bilmeyenler için söyleyelim. Bu köprüye asma kilidin metaforundan yararlanıp aşkını sonsuza dek kilitleyip anahtarı da nehre atıyorsun.


Bilinmeyen şu ki....YER YOK!! hiç yer kalamamış köprünün demirleri görünmüyor. Tüm kilitler üst üste. Allahım kısmeti kısmete bağlamışlar..... ama ben naptım nettim bir yer buldum kendi kilidime. (Millet lazerle isimlerini yazdırdıkları kilitler bile getirmiş adamlar, pembiş pembiş kalpli malpli.... çok acayip manzara )

Saint Chapelle

Kiliseler ibadet yeri bedava dedik ama St. Chapelle değil. Paralıymış madem girmeyelim demeyin. Ayrıca girince gördüğünüz yer orası değil. Asıl hikaye üst katta. Hemen hayalkırıklığına kapılmayın. Üst kata çıkıp vitrayın bir tarih ve bir sanat olduğuna kendinizi inandırın.

Palais de Justice

St. Chapelle adalet sarayı ile bitişik. Fransa aydınlanmanın doğum yeri. Fransız ihtilalinin vuku bulduğu topraklar. Liberte! Egalite! Fraternite! bu toprağın doğurduğu evlatlar. (Özgürlük, eşitlik, kardeşlik... yani üç güzeller. öyle bir tablo vardı değil mi? Tres graces mıydı? Louvre'a bir daha gitmeliyim :)

Musee de Orsay

Boynundaki dantel değil mermer! Gözlerime inanmadım, utanmadan bir de dokundum! Gerçekten taşmış. Hala şoklardayım. 

Musee de Orsay

Tepedenmoda akımına sanatsal bir bakış getirdim. Orsay müzesinin sonlarına doğru bir şehir minyatürü var. Ancak minyatür yerin altında ve sadece cam zeminin üstünden bakabiliyorsunuz. Yanına gidemiyor olmak çok can sıkıcı olsa da Orsay'a giderseniz atlamayın derim.


Louvre

Burada sanatçı bir reprodüksiyon peşinde. Mini mini uzak doğulu bir teyzecik. Eserlerinin fotoğrafının çekilmesini istemiyor. Müze yolundaki sokak sanatçılarının açtığı tezgahlarda da aynı uyarılardan vardı. Ressamlar tepesindeki sanatçılar da izin vermiyor. Arkasının dönük olmasını fırsat bildim :) çünkü tipik Türküm :) Yasaksa mutlaka ihlal edilmelidir bizde...


Krem bruleeeee.....yemeden dönmeyin. 
Finito.











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu lafın altında mı kalacaksın ? aaaa :D

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...