28 Aralık 2015

2015 - Favorileri


Her yıl sonunda o yılın favorilerini yazmak şart oldu. Bu yıl her ne kadar benim için kesat geçmiş olsa da beni en çok mutlu eden zımbırtıları :) bir arada yazmaya karar verdim. Tabi ki bu yılın en güzel olayı yeni ev arkadaşımız "Nane" oldu. Nane ve bir türlü iyileşmeyen sağ bacağı :(


Bu yılın başında Chloe Love parfümü zevkle kullandım. Süslü sözlük sağolsun, sayesinde merak edip bakmıştım. Tarif sözlükte tam olarak şöyleydi; "çocukluğumuzdaki pembe selpak kokusu!!!". Koku cidden çok benziyor. Sanıyorum temizlik kokularını çok beğeniyorum. Şu aralar biraz sıkıldığımdan özlemek üzere rafa kaldırdım ancak vazgeçmeyeceğim kokular arasında hala. Diğeri de Paco Rabbane Ultraviolet zaten. Bu ikisi değişmeyecek sanırım. 


Bu yıl aşkla, heyecanla Sephora'nın kısa süreliğine "hot now" raflarına düşen Too Faced Chocolate Bar Eye Palette peşinde koşup aldığım bir ürün oldu. Elimde olan diğer paletleri elden çıkarıp bir tek bununla yaşıyorum şu an. Lazım olan her renk var, bir tek siyah yoktu onu da şu yazımda bahsettiğim şekilde bulup edindim. Başka ihtiyaç kalmadı, bundan sonra far olarak yeni bir ürün edinirsem tamamen şımarıklık olacak.  


E şimdi evde kedi olunca, kıl tüy yün katsayısı da artıyor. Ona da çözümü Dyson DC 37 Animal Turbine ile bulduk. Bir elektrik süpürgesi için hakikaten çok pahalı. Lakin bunun olayı çekiş gücünün hiç düşmemesi. Temizliğinin kolay olması (toz torbasız), 5 yıl garantisi ve tabi ki kıl tüy ile olan haşin münasebetleri de cazibe kaynağı. Piyasada halıyı tarayarak incecik tüyleri bile hüpleten başka cihaz bulamadım ben. Uzun vadeli iyi bir yatırım olduğunu düşünüyorum, Dyson amca beni mahçup etme olur mu? daha taksiti bile bitmedi :))



Her ikisi de eski olmasına rağmen  bu yıl izlediğim için 2015 yılı favorisi olarak not ettim. Bu yıl en çok beğendiğim iki Türk filmi; Kusursuzlar (Ramin Matin:2014) ve Tepenin Ardı (Emin Alper:2012)

Her iki filmi de çok beğendim. Sinema zevki uyuz bir insanımdır. Herkesin bayıldığı filmleri sevmiyorum, kimsenin yüzüne bakmadığı filmler için ise ölüp bitebiliyorum. Bu ikisi beni en çok etkileyenler oldu, uzun süre aklımda kaldı, böğrüme öküz oturttu ve ümüğümü düğümledi :) Kusursuzlar filmi kadın temalı, "ıyyy feminik" demeyin cidden başarılı. Tepenin Ardı ise dozunda bir gerilim. tam kıvamında "mama mia !" Başka spoiler yok, gidin izleyin.


Sinema konusunda uyuzsam müzik konusunda da uyuzum tabi ki. Neredeyse hiçbir şeyi beğenmiyorum, bu durum ruhuma da büyük eziyet oluyor tabi ama napıyım ? Zaten popüler müzik çok sevmem, daha rafine denebilecek alternative, jazz vıt vıt vıt da sevemem. Ben sanırım etnik/yerel müzikleri daha çok seviyorum. Bu aralar en çok da Arapça ve Farsça müziklere takılıyım. Bu kanalı da öyle keşfettim. Dünyadan Sesler Youtube'da bir müzik kanalı ve güzide şaraplarla dolu koca bir mahzen gibi. Girip kurcalayın hatta kanala abone olun derim.  


Bu sene tanıştığım, benim için ne spor ne de meditasyon olmayan bir "aktivite" olarak Yoga favorim oldu. İnternet üzerinde kısa bir araştırma ile pozları öğrendim, bir de mat aldım ve göbeğinden daldım olaya. Başlarda her gün, sonra haftada iki gün yapmaya başladım. Peki ne işime yaradı oraya geleyim. daha esnek olma avantajını geçiyorum, en önemli kısmı günlük ağrıları yok etmesi !!! ofis çalışanı iseniz ve düzenli yoga yaparsanız günlük ağrı ve acılar tamamen sıfırlanıyor. o kadar iddialıyım. tabi fiziksel kalıcı bir rahatsızlığınız yoksa. en güzel yanı zırıl zırıl terletmiyor, ayarını kendiniz belirliyorsunuz. Zorlama da yok, zorlama olursa sonu sakatlık olur çünkü. Günbegün vücut esneklik kazandıkça pozları zorlamadan yapabiliyorsunuz. bittiğinde şeker gibi oluyorum, üstüne de bir güzel uyku ohh miss. 



Bu yıl iki diziyi çok severek izledim. Biri True Blood, postmodern bir vampir dizisi. Diğeri Ally Mcbeal'in ergen versiyonu: My Mad Fat Diary. İlki yedi sezon,  ikincisi ise normalde tek sezondu ama yoğun istek üzerine :) ikinci sezonun çekildiği duyuruldu, bekliyoruz. 


ve son favorim terlikler. Onun da yazısı burada zaten.

Ortak favs var mı genşler??

22 Aralık 2015

Ev terliği sorunsalı : check !


Bugüne kadar kaç tane ev terliği eskittiniz?
Bir terliği en uzun ne kadar süre kullanabildiniz?
Naylon bir terliğe en fazla ne kadar ödersiniz?
Bugüne kadar çöpe attığım ev terliğinin sayısını ben aklımda tutamadım. Ya koku yaptı, ya orası burası patladı yırtıldı, ya parkede cakıdı cukudu ses çıkardı, ya terletti ayak yaktı, ya sıcak tutmadı üşüttü....
bir insan alt tarafı evde giyilen bir terlikten ne bekler ki???



Ben çok şey bekliyorum. Mesela:
1- Eskimesin sağlam olsun
2- Parkede ses çıkarmasın, ayrıca kaymasın
3- Terletmesin ama üşütmesin de
4- Ayağımı çarpmalara karşı korusun
5- Kirlenmesin, zırt pırt yıkamak zorunda kalmayayım
6- Koku yapmasın, hava alsın
7- Çok ağır olmasın, ayağı zorlamasın
ve daha bir sürü şey ...


 Lafı uzatmayalım. Tüm isteklerimi karşılayan (bkz. bir önceki paragraf) bir terlik buldum : Crocs
Aslında dışarıda giyilebilen bir terlik olarak satılıyor ama ben evde kullanıyorum. Yaklaşık 4 ay oldu, kafamı duvarlara vuruyorum, alıp alıp attığım saçma sapan ev terlikleri için yanıyorum. Yanıyorum zira, naylon terliğe o kadar para mı verilir diyordum. Fiyatları epey uçuk. Üstelik tipi de çok kötü, adeta tuvalet terliği. Hepsi saçma kuruntularmış, yalanmış, dolanmış hurafeymiş ... 


Naylondan farklı çünkü yumuşacık (foam dedikleri malzeme). adeta yok gibi, çok hafif. kapalı olduğundan koruyucu (serçe parmağı sehpaya çarpma hezimetine son :) hiç kaymıyor. parkede ses çıkarmıyor, tabanı kalın, zemini beyninizde hissetmiyorsunuz...
spor ayakkabıdan bile inip bu terliğe binince resmen "oh bee" çekiyorsunuz. 
Zaten doktorların hemşirelerin ayağında görmüşsünüzdür, sürekli ayakta çalıştıklarından bir bildikleri varmış.


Nasıl bir teknolojisi var, bilimsel açıklaması var mıdır bilemiyorum. Lakin iyi ki almışım, iyi ki paraya kıymışım dediğim ve ev terliği sorunumu sonsuza kadar çözdüğüm bir icat bu!!!


4 ayda sadece öndeki katlanma yeri kırıştı. Bir de hiç yıkamadım :)

Bir tek uyarı: yazın çok sıcaklarda giyilmez bence. Üzerinde hava delikleri var ama sıcak yaz günlerinde yeterli olmaz. Bir uyarı daha bir numara büyük alın. Kalıplar küçük. 
Benim gibi ev terliği konusunda sorun yaşayanlar için tavsiye ederim.
sevgiler, 


16 Aralık 2015

Kömür Karası: Mac Dark Dare



"Ben makyajdan anlamam" diyenlerin dahi çekmecesinde siyah göz farı vardır. 
"Valla yok"  diyenler, hiç mi düğüne bayrama gitmediniz ki??? 


Ben aradığımı buldum : Mac Dark Dare
Tam olarak simsiyah, simsiz sumsuz, hafif satin yapıda bir far arıyordum. Sağdan soldan duyduğum kadarıyla aklımda iki isim vardı; Bobbi Brown "Charcoal" veya Mac "Carbon"
Önce Charcoal'a baktım, gerçekten simsiyah ve çok iyi renk veriyor ama biraz tuzlu; 85 YTL.
 Sonra Mac'te Carbon'a baktım. Bence Charcoal kadar iyi renk vermiyor, üstelik mat. Ben satin yapıda bir far aradığım için bu farı önerdiler: 
Extra Dimension Eyeshadow Dark Dare


Tester ürünü inceledim, Carbon'dan daha pigmentli olduğu kesindi, üstelik satin yapıdaydı, ama iyice bakınca simli olduğu görünüyordu. Fakat biraz elledim mıncıkladım sürünce sim falan gözükmüyor. Rengi yapısı beni memnun etti, sadece kasada memnun olmadım :)


Mac'te normal farlar 58 liracık, ancak bu extra dimension olanlar 69'muş :)
gerçi fiyat konusunda uyarmışlardı ama 65 dediler, yanlış söylemiş olacaklar ki fiyat kasada 69 oldu :)))
Abuk sabuk uçuşmayacak, adam gibi rengini verecek bir far almak istediğim için parasına acımadım açıkçası. Refill almak da hesaplılık açısından avantajlı olacaktı ama ben  kendi tekli paketinde istiyordum zaten. Elimde paralanacağından eminim zira :)


Bence pigmentasyonu da çok çok iyi. O meşşşhhhuuurrrr Carbon'dan daha çok renk veriyor, 
Yine de Charcoal'dan daha başarılı değil onu da söylemek lazım. Aradaki fiyat farkı da Asya'yla Avrupa sayılmaz tabi ama yapı olarak Dark Dare gönlümün kraliçesi oldu.


Gün ışığındaki görüntüsü böyle. Sürerken yağ gibi kayıyor.


İçindeki simleri görebilmek için biraz gözleri zorlamak lazım. 


Kömür karası simsiyah kaliteli bir far arayanlara öneririm, bir bakın.



Sevgiler...

15 Kasım 2015

Ben DIY'dım : Kavanoz Kaplama


Bu DIY'ma işine epey takmış olabilirim. Ayrıca bu aralar fena halde pembeye de takmış olabilirim. Makyaj masamın üzerinde pamukları koymak için pembe :) bir kutu ya da kavanoz bulamayınca kendim yapmaya karar verdim. Evde boş kap kacak kavanoz çoktu elbet. Seçtim bir tanesini ve başladım süslemeye, pembe pembe oh...


Malzemelerimiz; boş kavanoz, pembe-beyaz sicim ip, çeşitli desenlerde pembe kumaş şeritler, yapıştırıcı.


Sicim ve şeritleri www.ibeking.com sitesinden aldım. Bir başka proje için süs malzemelerine ihtiyacım vardı. Ancak nasıl abarttıysam alışverişi, o projede burada gördüklerinizin hiçbirini kullanmadım :) Ibeking bilumum süslü püslü ıvır zıvırı makul fiyatlara satan bir site. Bilmiyorsanız tavsiye ederim. 


Bu arkadaş da yine kırılan porselen bir kavanozun bambu kapağı idi. Uzun bir süre mum altlığı olarak görev yaptı kendisi. Bugün ise artık bir DIY ürününün kapağı olarak iş yaşamına devam ediyor.


Kurban ettiğim kavanozum da bu arkadaş.
Nutella türevi bir yiyeceğin kavanozuydu sanırım.


Resimdeki kendi kapağı ama ben onu kullanmayacağım için attım. Bana camı kısmı lazımdı.


Pembe sicim ipi yapıştıra yapıştıra başladım sarmaya. Çok düzgün sarabildiğimi söyleyemeyeceğim malesef. Aslında silikon tabancası ile yapıştırmayı düşündüm ama vazgeçip bildiğimiz uhu ile yapıştırdım. Pritt zaten olmazdı, iyi tutmazdı. Sıkıştıra sıkıştıra saracağım için parmaklarım silikon olsun istemedim, sıcak sıcak tehlikeli olur gibi geldi.


Kavanoz yüzeyindeki eğimli kısmı geçtikten sonra kumaş şeritleri de aynı şekilde yapıştırdım.




Kumaşların birleşim yerlerini aynı hizaya denk getirdim. Orası da arkası oldu. Siz isterseniz birleşimlerin üzerini de başka bir şekilde (süs vs yapıştırarak) kapatabilirsiniz ama ben yapmadım.


Sicim ile sarmaya devam ettim. Bittiğinde böyle görünüyordu.


Yine ibeking'den aldığım mandal setindeki mandallardan birinin süsünü söküp sicimin ilk başladığı yere yapıştırdım. İpin başlangıcını da böylece kapatmış oldum. Lakin iyi hesap etseydim başlangıcı da arkaya getirirdim, buna gerek kalmazdı. Siz dikkat edin artık.



Kapağı da yerleştirince son görüntü bu şekilde.


Süslü kavanozum yeni görev yerinde ise bu şekilde görünüyor.




Bir başka DIY projesinde görüşürüz artık :) 


Sevgiler...

Dikkatlisine not: resimlerde yer alan ilk kumaş şerit kullanılmadı. Maçta yedek kulübesindeydi o :)

5 Kasım 2015

Rimmel - Extra Super Lash Mascara


Rimmel London markasının Extra Super Lash maskarası bu ara favorim. Kısa, sert ve düz kirpikleri olan bir insan evladı olarak her maskara beni memnun etmez. Ancak bu hakikaten de extra süper lash :)


Yılların favorisi Max Factor 2000 Calori'yi bana bıraktıran bu maskarayı epey beğendim diyebilirim. Yamuluyorsam düzeltin lakin Estee Lauder'in Sumptuous'ının başarılı bir taklidi olduğunu düşünüyorum. Hatta belki ondan daha bile iyi olabilir.


Fırça görüldüğü gibi konik. Eğimli fırçaya sahip olanlar dışındakileri kullanamayan ben bile (aynı ürünün curved fırçalısı da var, ben yanlışlıkla bunu almışım) buna bayıldıysam kirpik yapısı benimki gibi olmayanlar benden daha çok sevecektir diye düşünüyorum.



Fiyat avantajını zaten tartışmıyoruz, 11 lira civarı bir fiyatı var. Her maskara gibi ilk açıldığında fazla ıslak ancak biraz kuruyunca tam kıvama geliyor.


Bitirince curved brush olanına geçerim sanırım.



 ve 2000 Caloriyi de bir daha aramam gibi.

Tavsiye ederim. 

28 Eylül 2015

Ben DIY'dım : Ahşap Kutu Boyama


Tatilde bir yerlere kaçamadığımızdan evde kalan zamanını iyi değerlendirmek adına aranıp dururken ne zamandır istediğim bir DIY projesini hayata geçirmiş bulunuyorum. Portmantonun bir kenarında ne zamandır kendi kendilerine savrulan parfümlerimize ve kapı önünde aceleyle sürüverilen kederli rujlarıma yuva yapıverdim :) 


Büyük kırtasiye veya yapı marketlerde ahşap hobisine bulaşan insanlar :) için satılan boş kutulara ben de ne zamandır bakıyordum. Sonunda tam istediğim gibi olmasa da (raf olarak kullanılabilecek bir şeyler istiyordum) işe yarar bir kutu buldum aldım. 


Kutunun üstünü ve yanlarını koyu ten rengi, altını, önünü ve arkasını ve de kapağın içindeki kısmı lila rengi boyadım. Üst kısma beyaz yıldızlar, ön kısma da beyaz puantiyeler çizdim. (Stencil denedim olmadı, ben de nail art fırçası ile tek tek elimle çizdim).


Kapak içerisindeki üç göz odaya rujlar sığıştı, en üstüne de parfümler. Minik minik dekoratif objeler de attırdım aralarına oldu da bitti maşallah.


Kullandığım boya akrilik boya. Akrilik boyaların boyamadığı zemin yok neredeyse. O yüzden ahşap boyası almadım, akrilik tercih ettim. Başka boyama işlerinde de kullanmak mümkün olursa diye. 


Renklerin numaralarını da görebilirsiniz, merak eden varsa.


Boyadan önce tüm yüzeylere tek kat sut mixion sürdüm. Bu malzeme aslında varak yapıştırmada kullanılıyormuş ama astar olarak da çok işe yaradığını duymuştum. Bence de tutucu bir zemin yaratmayı başardı. Sonra üç kat boya geçtim, kurumasını bekleyerek. Boya sonrası da iki kat su bazlı parlak vernik uyguladım. 

Bence renkler de birbirine uydu, yerinde de güzel oldu. Sıkılana kadar şimdilik böyle.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...