25 Şubat 2016

Ben DIY'dım : Eski Kot Pantolondan Sırt Çantası


Kot kumaşından bir sırt çantam olsa güzel olurdu diye düşünürken, hazır dikiş makinesi edinmiş ve neler yapabileceğimi araştırırken bir anda kendimi çanta dikerken buldum. Sonuç da ilk denemeye ve dikiş acemiliğine rağmen bence hiç fena olmadı. Hem kot yer bezi olmaktan kurtuldu, hem de yepyeni bir sırt çantam oldu.


Yapılışını anlatamayacağım çünkü planlara göre gitmedi ayrıca zaten becerip beceremeyeceğimi bilmediğim için aşamaları da fotoğraflamadım. Ancak bir kaç uyarı ve püf noktası paylaşabilirim. Gerisi sizin tasarım ve planlama yeteneğinize kalıyor.


Nette araştırdım nasıl yapıldığını ancak genellikle omuz çantası yapmışlar veya küçük el çantaları yapılmış. Sırt çantası yapan çok az. O yüzden tasarımı kendim uydurdum diyebilirim. Lafı uzatmadan gelelim püf noktalara ...


1. Normal boyda bir sırt çantası yapacaksanız,  kadın kotu yetmiyor önce onu belirteyim. O kottan ancak çocuk çantası çıkar. O yüzden ben büyük beden erkek kotu kestim anca yetti, hatta yetmedi :) Çok kumaş çıkacak bir kot yoksa elinizde iki kot kullanırsınız ama renk/ton farkını hesaplayın. 


2. Ele dikmek zor olur. Makine ile dikerseniz ipin rengini unutmayın. Makineye beyaz ip takılı olduğundan ben üşendim lacivert ip takmadım, dikişler ben buradayım diye bağırıyor.

3. Kotun herhangi bir yerinden çantaya sap çıkmıyor. Sapları için gidip ayrıca şerit kumaş (çanta sapı diye satılıyor hobi dükkanlarında) satın almam gerekti. Nette baktığım bir sitede eski sırt çantasının sapını kullanmışlardı. O daha güzel olur tabi. Ama ben de yoktu. 


4. Dikişlerim nizami olmadığı için onları saklamam gerekti. Üstüne bir de beyaz ip kullandığım için 3 yaşındaki bir çocuğun resim karalamaları gibi duruyordu dikişler :) O yüzden artık parçaları kumaş yapıştırıcısı ile iğrenç dikişlerin üzerinde yapıştırarak kapattım.


5. Elime fermuar vardı ben onu kullandım. Fermuardan daha sağlıklı ve pratik bir yöntem bence yok. Kancayla kopçayla falan olmaz diye düşünüyorum. Bu arada bir ayrıntı: ben fermuarı simetrik dikmedim. 
Çünkü şöyle anlatayım, çanta sırtımdayken içinden bir şey alacaksam, sadece sol kolumu çıkartıp çantayı önüme çekiyorum. Eğer fermuar 180 derece açılıyorsa çantanın içindekilerin yere dökülme ihtimali oluyor. Bunu sevmiyorum. Ben de o yüzden, kendi kullanımıma göre uyarlayıp fermuarı yarım çember şeklinde değil de asimetrik diktim. Yani fermuarın başlangıcı aşağıda bitişi yukarıda oldu. 


6. Sapları takarken iyi düşünün. Ayarlanabilir bir sistematik kurmak istiyorsanız dikişten önce iyi hesaplayın. Ben sapları alırken 4 adet de demir halka satın aldım. Sapların çantanın altında sabitlendiği yere direk diktim, yukarıda sabitlendiği yerde ise ikişer halka kullandım. Böylece ayarlanabilir saplarım oldu.


7. Kumaşı keserken iyi hesaplayın. Karşılıklı parçaları (ön ve arka yüzü mesela) simetrik kesebilmek önemli. Ben rastgele kesip, göz kararı diktim maalesef. Sonra da yamuk odu ve söküp tekrar dikmek zorunda kaldım. Misal, iki sapın da çantanın üstünde birleştiği yeri tam ortaya değil de hafif sola doğru dikmişim, çantayı bir taktım resmen yamuk duruyor ! haydiii... sök tekrar dik. Ortalamak biraz zor yani :( 


8. Kotun arka ceplerini genelde çantanın dışında kullanmışlar. Ben telefon koymak için birini içine diktim, diğer cebi ise hiç kullanmadım. Dışında göz yokken daha şık durduğunu düşündüm. 




9. Önemli olan ama benim yapmaya üşendiğim bir konu da astar. Becerebiliyorsanız astar da dikin derim. Olmadı kumaşın kenarlarına muhakkak overlock yapın. Çünkü iplik iplik dökülüyor. Ben becermem diye yapmadım. 


10. Önemli bir husus da çantanın zemini. Alışveriş poşetlerinin dibinde mukavva olur şeklini korusun ve poşet dik dursun diye, bilirsiniz. Onlardan birini kullandım. Çantanın zeminine sağdan ve soldan cepler diktim ve ölçüsüne göre kestiğim mukavvayı ceplerin içine yerleştirdim. Bu şekilde çantayı yıkamak istediğimde mukavvayı çıkarabiliyorum. Bu da önemli, mukavva olmasa çanta heybe gibi dururdu. Bunu da mutlaka hesaplayın.

Aklıma gelenler bu kadar. Acemilikle bu çıktı benden.
Sizce nasıl olmuş???

21 Şubat 2016

Peeling Önerisi: NIP+FAB SKIN Glycolic Scrub Fix


Yves rocher'nin meeeşşşuurrr.... kayısılı peelinginden daha iyi olduğunu düşündüğüm bir ürün bulmuş olabilirim. Kuru bir cilde sahibim ve ekseriyetle de kabuk kabuk dökülürüm. O yüzden peeling konusunda benden uzmanı yoktur herhalde. Zira birçok ürün denedim, şimdiye kadar en iyisi işte o kayısılı olandı benim için. Ta ki Nip+Fab glycolic scrub keşfedene kadar...


Bana göre ince ama sert taneli olmayan peeling zımbırtıları bir işe yaramıyor. En acımasız tabiri ile yüzümü yırtmıyorsa yani kısmen de olsa acı hissetmiyorsam o kabuk kabuklukların gittiğini düşünmüyorum. Yves Rocher'inki bu anlamda hem ince hem de yeteri kadar sert taneli olduğundan en iyisiydi. Bana göre tek sorunu taneleri barındıran krem kısmının cilt tarafından işlem bitesiye kadar oktan emilip gidiyor olmasıydı. Ben yüzüme krem sürmüyorum ki, başka bir amaç için yüzümü ovalıyorum,  niye emiliyorsun ? Yani daha temizliğim bitmeden nemlendiricimi sürmüş, olayı bitirmiş gibi hissediyordum. Ama bu ürün öyle değil.

"Ev sahibimiz dekoru bozarken :)"

Taneleri yeteri kadar ince ve sert. Yüzümü soyduğunu hissediyorum. Üstelik ötekisi gibi emilip gitmiyor da. İşlem bitince tonik ve nemlendirici faslına geçebiliyorum. 
Velhasıl kelam ben epey beğendim. Dünya para değil bir drugstore (türkçesi ne?) ürünü.
Watsons'da 34 ya da 36 liraya satılıyor  (indirimsiz)


Markanın sitesinde yazanlara göre: içerisinde %3 oranında glycolic asit ve salsilik asit varmış. Böylece temizliyor, aydınlatıyor ve cildi yeniliyormuş. Gözenekleri derinlemesine temizleyip, parlatıyor ve ilk kullanımdan itibaren kızarıklıkları gideriyormuş. Ha bunları yapıyor mu? bence hiç fen değil.
Kullanım talimatı ise şöyle: göz çevresinden uzak durarak nemli cilde nazikçe masaj yapın.
(bu nazikçe kısmı önemli, yüzünü paralamış biri olarak söylüyorum, cidden nazik olun) 
Ilık suyla durulayın, haftada 1-3 kez kullanabilirsiniz.

 

İçinden çıkan ürün de bu şekilde.


Resimde tanecikler görünüyor. Kokusu da fena değil.
Alternatif arayanlara duyurulur.


9 Şubat 2016

Saç Şekillendirici Ürünler: Karşılaştırmalı Analiz Vol.2




Saç şekillendirme  ile ilgili ürünler konusunda gerçekten zaafım var. Her ürünü denemek istiyorum en iyisini bulabilmek için. Kıvırcık ve kuru saçlıyım maalesef. Kıvırcık saçı şekillendirmek (her ne kadar aksini iddia etseler de) bence zor. Daha önce kullandığım ürünlere ilişkin bir post yapmıştım. 
Epey ilgi gördüğünü fark ettim ve yeni ürünler ile devam etmek istedim. Benim gibi saçı konusunda takıntılı olan arkadaşlar çok anlaşılan :)
Hadi beraber bakalım mı?


L'oreal Elseve Komple Onarıcı Yapılandırıcı Sıvı Saç Kremi 
(Yıpranmış Cansız Saçlar)

Bu ürün durulanmadan kullanılan, saçı yumuşatan, taramayı kolaylaştıran ancak şekil vermeyen bir ürün. Benzerleri epey çok. Duş sonrası, tarama öncesi kullanıyorum. Spreyli olduğu için kullanımı kolay ama özel bir yeteneği yok. Sadece saçlarım çok kuru ve kalın telli olduğu için bu ürün ya da aynı işlevi gören başka bir ürün kullanmazsam mutlu olamıyorum.
Kendisine karşı hislerimizin nötr olduğunu söyleyebilirim.


L'oreal Mythic Oil
(Nourishing Oil for All Hair Types)

Bu saç bakım yağı Marketlerde yok. Kuaförüm satmaya çalışmıştı almamıştım sonra gidip kuaför toptancılarından buldum (Ankara'da İlkiz Sokak). Fiyatı 50 Lira. L'oreal'in marketlerde sattığı saç bakım yağına benziyor ancak içeriği ve tabi ki kokusu daha bitkisel (avakado ve üzüm çekirdeği yağı varmış). Sanırım bu yüzden  biraz daha pahalı.
Yine kuru saç sendromu dolayısıyla kullanıyorum. Beğendiğimi söyleyebilirim, kuruluk ve sertlik problemini gideriyor. Şekillendirme özelliği yok. 




Got2b Straightening Spray
(Heat-Activated)

Güya saç düzleştirici sprey. Boşuna para harcadığım hiçbir işe yaramayan berbat bir ürün.
Hakkında konuşmaya bile gerek yok. 


Phyto - PhytoDefrisant Gelée Anti-Frizz
(Botnical Straightening Balm)

Phyto markası saç ürünleri konusunda epey başarılı. Cidden anti frizz etkisini alabildiğim nadir bir ürün diyebilirim. Kıvırcık saçlı biri olarak anti frizz konusunda sıkıntı yaşıyorum herkes gibi. Bu ürünü tarama öncesi az miktarda uyguluyorum ve geniş aralıklı bir tarakla tarıyorum (öyle tavsiye ediliyor). Sonra fazla bozmadan kurutuyorum. Hafif dalgalı bir saç elde ediyorum. Hem saçımı beslediğini hem de gerçekten düzleştirdiğini hissediyorum. Bitkisel ve bu yüzden de pahalı bir ürün. Bir de açıldıktan sonra kısa 6 ay içerisinde tüketilmesi tavsiye ediliyor. 
Düz saçlı olup da kabarmadan şikayetçi olanlar çok seveceklerdir.


Pantene Anında Güçlendirici Saç Bakım Serumu

Bu ürün de severek kullandığım, hem yumuşaklık hem de şekil veren bir ürün. Sertlik ve kuruluğu anlık olarak gideriyor ve güzel lüleler elde etmeme imkan veriyor. Ancak yağlı saçlı olanlara önermem çünkü saçı epey yağlandırdığı kesin. Ertesi gün dahi saçınıza dokunsanız elinize vıcık yağ gelebilir. 


L'oreal Invisi Fix Şekillendirici Krem

Daha önce kullanıp da bayıldığım ama sonra hiçbir yerde bulamıyorum dediğim L'oreal'in bir jölesi vardı şurada. İşte ona çok benzeyen hatta aynısı bu ürün. Aynı marka, isim değişik sadece. Alırken bilmiyordum, sadece krem formunda olduğu için aldığım bir jöleydi. Ama o bulamadığımın aynısı olduğunu farkettim. Çok sevindim. Kıvırcık saça en iyi şekil veren jöle bence budur.


Creightons Frizz No More
Hold&Moisture Activator Cream

Daha önce duymadığım bir marka, ancak çok umut vaad eden bir işlev : hold and moisture !
"daha ne isterim ki" diye atlayıp hüsrana uğradığım bir ürün oldu.
"Hold" yapmıyor "moisture" konusunda da şüpheliyim. 
Keşke beklentimi yüksek tutmasaymışım.

Sevgiler,


3 Şubat 2016

Mini Kitaplar !!!


Her ne kadar sevsem de Can Yayınları'nın kitaplarını okumakta zorlanan biriyim (küçük punto, sayfa boşluğu azlığı) lakin bu mini kitapları görünce çok heyecanlandım. Hemen paylaşmak istedim, hatta geç bile kaldım.

Cep kitaplarını biliyoruz, tatillerde, otobüste metroda vs okumak için süperler. Boyutları dolayısıyla taşınabilirliği mükemmel normal kitaplara göre. Ancak cep kitaplarının en büyük artısı UCUZ olması, ülke cahilliğinin büyük bir kısmını cep yakan kitap fiyatlarına borçlu kimse inkar etmesin.



Bu mini kitaplar ise asrın projesi bence. Cep kitaplarının da ötesinde. Neden derseniz, birincisi tam metin, ikincisi puntosu normal kitabınki ile aynı, üçüncüsü o kadar küçük ki tek elle okumak mümkün, dördüncüsü kağıdı da kaliteli.



Gelgelelim UCUZ mu? HAYIR. Bence yine de ucuz değil 10 -11 lira civarında fiyatları. Tasarım ve patenti Hollanda'ya aitmiş, Yani Türkiye'de basılamıyor. Bu yüzden de pahalı hala. Ama yine de müthiş bir fikir.
 Şu an için 6 kitap var. Muhtemelen hepsini zaten okumuşsunuzdur. Ancak daha çok basılacakmış, zira proje tutmuş görünüyor. Bu beni epey sevindirdi. Avucumun içinden kitap okuyabilmek fikri harika, aksi takdirde ev dışında okuma imkanım olmuyor.

Görsellerin kaynağı ve daha fazla bilgi için bakabilirsiniz: 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...